Son dönemde siyaset arenasında sıkça karşılaşılan yüzsüzlük, pervasızlık, hayasızlık, utanmazlık, pişkinlik, arsızlık, küstahlık, sıkılmazlık, vicdansızlık, çekinmezlik, aldırmazlık, edepsizlik, perdesizlik, umursamazlık, duygusuzluk, yırtılmışlık, arlanmazlık, aldırışsızlık, vurdumduymazlık, sakınmasızlık, gamsızlık, pek yüzlülük ve kayış suratlılık gibi kavramlar, kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Bu tutum, siyasi figürlerin halk karşısındaki duruşunu sorgulatırken, birçok vatandaş bu davranışı “utanmazlık” olarak tanımlıyor. Peki, bu kavramlar hangi durumlarda kendini gösteriyor ve siyasette ne gibi sonuçlar doğuruyor?
Geçmişten Günümüze Utanmazlık
Siyasette yüzsüzlük, yeni bir fenomen değil. Osmanlı’dan günümüze kadar birçok siyasi hareket, kendine çıkar sağlamak için bu tür taktikler kullandı. Ancak 2023 yılı itibarıyla özellikle belediye seçimleri öncesinde, meclis koridorlarında ve televizyon stüdyolarında bu davranışlar daha da belirgin hale geldi. 15 Mart 2023’te bir milletvekilinin bütçe görüşmelerinde “Ben yaparım olur” şeklinde sözler sarf etmesi, bu durumun çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti. Benzer olaylar, partiler arası kavgalarda da sıklıkla görülüyor.
Halk Ne Diyor?
Ankara’da yaşayan 45 yaşındaki öğretmen Mehmet Demir, konuyla ilgili şu yorumu yapıyor: “Siyasetçiler artık yüzlerini kaybetmiş durumda. Hiçbir yanlıştan ders almıyor, aksine daha da pişkinleşiyorlar.” Benzer şekilde İstanbul’dan bir esnaf da “Yırtılmışlık boyutuna geldi, her şeye rağmen utanmayan bir kitle var” diyerek tepkisini dile getiriyor. Sosyal medya anketlerine göre, katılımcıların yüzde 70’i siyasetçileri “vicdansız” ve “umursamaz” olarak nitelendiriyor.
Siyasi Partilerin Tutumu
Ana muhalefet partisi sözcüsü, yaptığı açıklamada iktidara “arsızlıkla” suçlarken, iktidar kanadından bir bakan “çekinmezlik” sergilediklerini ancak bunun halk için yapıldığını iddia ediyor. Uzmanlara göre, bu tür söylem ve davranışlar, demokrasiyi zedeliyor ve toplumdaki güveni erozyona uğratıyor. Siyaset bilimci Prof. Dr. Ali Yılmaz, “Vurdumduymazlık, seçmenle siyasetçi arasındaki bağı koparıyor. Artık siyasete güven kalmadı” diyor.
Sonuç: Kime Yarıyor?
Yüzsüzlüğün bu denli yaygınlaşması, siyaseti tamamen bir güç oyununa dönüştürüyor. Oysa halk, temsilcilerinde edep ve hayâ görmek istiyor. Bu tutum, ne yazık ki kısa vadeli kazançlar sağlasa da uzun vadede demokrasinin temellerine zarar veriyor. Sürece bağımsız bir bakışla, bu tür söylemlerin hem siyasi partilere hem de topluma pahalıya mal olacağı açık.