Türkiye'nin üretim yapısında yüzde 73 gibi yüksek bir orana ulaşan ara mal bağımlılığı, hükümetin yüzde 30'a varan ek ara mal gümrük vergisi kararını sorgulatıyor. Uzmanlar, ithal ara mallara getirilen bu ek verginin, yerli ikame koşulları oluşturulmadığı sürece yalnızca fiyat artışına yol açacağını ve faturayı yurttaşa çıkaracağını belirtiyor. Ek vergi düzenlemesinin korumacılıktan ziyade enflasyonist baskıyı artırabileceği uyarısı yapılıyor.
Yüzde 73 oranındaki ara mal bağımlılığı
Türkiye İhracatçılar Meclisi ve TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin toplam ithalatı içinde ara malların payı son yıllarda yüzde 70'in üzerinde seyrediyor. 2023 yılı itibarıyla ara mal ithalatının toplam ithalattaki payı yüzde 73,1 olarak ölçüldü. Bu oran, Türkiye'nin üretim için dışa bağımlı olduğunu ve ithal girdi olmadan üretim zincirinin kırıldığını gösteriyor. Özellikle demir-çelik, kimya, makine ve otomotiv sektörlerinde ara malı bağımlılığı kritik düzeyde. Bu sektörler, ara mallarını yurt dışından temin etmek zorunda kalıyor. Hükümetin getirdiği ek gümrük vergisi, bu girdilerin maliyetini artıracak.
Ek verginin üretim zincirine etkisi
Yeni düzenlemeyle birlikte, belirlenen ara mallar için gümrük vergisinde yüzde 30'a varan artış öngörülüyor. Ancak iktisatçılar, böyle bir artışın üretim maliyetlerini doğrudan yükselteceğini ve bu maliyetin tüketiciye zam olarak yansıyacağını söylüyor. İstanbul Sanayi Odası'nın raporuna göre, ara malı ithalatına uygulanan her yüzde 10'luk vergi artışı, nihai ürün fiyatlarında ortalama yüzde 3-5 oranında bir yükselişe neden oluyor. Bu durum, zaten yüksek enflasyonla mücadele eden ekonomi için yeni bir baskı oluşturuyor. Prof. Dr. Ahmet Atılgan, "Ara malı ithalatını korumacılıkla caydırmaya çalışmak, ithal girdiye bağımlı bir yapıda sadece zam enflasyonu yaratır. Yerli ikame yatırımları olmadan bu politika işlemez" dedi.
İkame politikalarının önemi
Uzmanlar, ek gümrük vergilerinin başarılı olabilmesi için yerli üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'nin ara malı ithalatını azaltmak için uzun vadeli yatırım planlarına ihtiyacı var. Bu kapsamda, teknoloji transferi ve Ar-Ge teşvikleriyle yerli ara mal üretiminin artırılması hedeflenmeli. Ancak mevcut durumda, hükümetin vergi artışının yanında bu tür yapısal reformları hayata geçirmediği görülüyor. Ekonomistler, vergi artışının geçici bir çözüm olduğunu ve kalıcı etki için yatırım ikliminin iyileştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Yurttaşa yansıyan maliyet
Ek gümrük vergisinin doğrudan etkisi, nihai ürün fiyatlarına yansıyacak. Özellikle otomotiv, beyaz eşya ve elektronik gibi sektörlerde fiyat artışları bekleniyor. Tüketici dernekleri, hükümetin bu kararın ardından halkın alım gücünü korumak için ek önlemler alması gerektiğini söylüyor. Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ayşe Yılmaz, "Vergiler artarken ücretler aynı kalıyor. Bu durum, dar gelirli vatandaşları daha da zor durumda bırakacak. Hükümet, enflasyonu düşürmek için talebi kısmak isterken, bu vergiyle maliyet enflasyonunu tetikliyor" diye konuştu.
Bağımsız değerlendirme
Yüzde 30'a varan ek ara mal gümrük vergisi, kısa vadede cari açığı azaltma hedefine katkı sağlayabilir; ancak bu durum, üretim maliyetlerinin yükselmesi ve tüketici fiyatlarının artması pahasına gerçekleşecek. Türkiye ekonomisinin yapısal sorunu olan ara mal bağımlılığı, daha köklü bir dönüşüm gerektiriyor. Koruyucu gümrük duvarları, tek başına yerli sanayiyi geliştirmez; aksine, verimlilik düşüklüğü ve yüksek fiyatla sonuçlanan bir tablo yaratabilir. Hükümetin bu adımını, sanayi politikasının diğer enstrümanlarıyla desteklemesi ve yurttaşın sırtına ek yük binmemesi için sosyal koruma mekanizmalarını devreye sokması elzemdir.