İstanbul'un Kağıthane ilçesinde yaşanan olay, bir ailenin dağılma sürecini gözler önüne serdi. Eşiyle boşanma davası devam eden 42 yaşındaki Ahmet Yılmaz, 14 yaşındaki kızı Elif ve 10 yaşındaki oğlu Can ile birlikte yaklaşık 6 aydır bir dükkanda yaşamını sürdürüyor. Mahkeme kararıyla evden uzaklaştırılan baba, çocuklarını yanına alarak iş yerine sığınmak zorunda kaldı. Küçük dükkanda tek odada yatak, mutfak malzemeleri ve okul çantalarıyla hayatta kalma mücadelesi veren aile, çevredeki esnafın da dikkatini çekti.
Boşanma Süreci ve Barınma Krizi
Ahmet Yılmaz, eşiyle 2015 yılında evlendiğini ve iki çocuklarının olduğunu belirtti. Çift, geçtiğimiz yıl anlaşmazlıklar nedeniyle boşanma kararı aldı. Mahkeme, evin annede kalmasına karar verirken, baba için uzaklaştırma kararı çıkardı. Yılmaz, "Ne bir yakınım ne de maddi gücüm kalmadı. Çocuklarımı devlet yurduna vermek istemedim. Onlarla birlikte dükkanda yaşıyoruz" dedi. Dükkan, gündüzleri nalbur olarak işletiliyor, akşamları ise ailenin evi haline geliyor. Çocuklar, okuldan sonra dükkanda ders çalışıyor, yemeklerini burada yiyor ve geceyi de aynı mekanda geçiriyor.
Çocukların Durumu ve Eğitim Hayatı
14 yaşındaki Elif, ortaokul son sınıf öğrencisi. Okuluna devam ediyor ancak derslerinde düşüş olduğunu söylüyor. "Arkadaşlarım evlerine gidiyor, ben dükkana geliyorum. Bazen utanıyorum ama babamı yalnız bırakamazdım" diyor. 10 yaşındaki Can ise ilkokul dördüncü sınıfta. Öğretmeni, Can'ın son aylarda içine kapanık hale geldiğini belirtti. Okul yönetimi, aileye psikolojik destek sağlanması için sosyal hizmetlere başvuruda bulundu. Ancak baba, çocuklarını kaybetme korkusuyla resmi kurumlardan yardım almaktan çekiniyor. Mahkeme süreci devam ettiği için çocukların velayeti konusunda belirsizlik sürüyor.
Sosyal Çevre ve Esnafın Desteği
Kağıthane'deki esnaf, ailenin durumuna kayıtsız kalmadı. Nalbur dükkanının bulunduğu sokaktaki diğer esnaf, zaman zaman yemek ve giysi yardımı yapıyor. Bir bakkal sahibi, "Her gün çocuklara simit ve süt veriyoruz. Ama bu geçici bir çözüm. Yetkililerin bir an önce el atması lazım" şeklinde konuştu. Mahalle muhtarı ise durumu kaymakamlığa bildirdiklerini, sosyal inceleme başlatıldığını söyledi. Ancak baba, çocuklarını devlet yurduna vermek istemediği için süreç tıkanmış durumda. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkilileri, konunun takip edildiğini ve mağduriyetin giderilmesi için çalışma yürütüldüğünü açıkladı.
Uzman Görüşleri ve Toplumsal Boyut
Psikolog Dr. Ayşe Kaya, boşanma süreçlerinde çocukların en çok etkilenen taraf olduğunu vurguladı. "Çocuklar, barınma sorunu yaşadığında güven duyguları zedelenir. Bu tür durumlarda devletin acil barınma ve maddi destek sağlaması gerekir. Ayrıca velayet davalarında çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilmeli" dedi. Sosyolog Prof. Dr. Mehmet Demir ise ekonomik krizin aile yapısını sarstığını belirterek, "Artan kiralar ve geçim sıkıntısı, boşanmalarda tarafları çaresiz bırakıyor. Bu olay münferit değil, birçok aile benzer durumda" ifadelerini kullandı. Türkiye'de son bir yılda boşanma oranları yüzde 12 arttı. Barınma sorunu yaşayan aile sayısının ise 50 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Hukuki Süreç ve Çözüm Arayışları
Avukat Zeynep Acar, babanın durumunun hukuken zor olduğunu ancak çocukların mağduriyetinin önlenmesi için geçici velayet veya koruyucu tedbir kararı alınabileceğini söyledi. "Mahkeme, çocukların barınma ihtiyacını göz önünde bulundurarak baba için ayrı bir ev tahsisi veya sosyal yardım bağlanmasına karar verebilir. Ancak süreç uzadıkça çocuklar zarar görüyor" dedi. Aile, bir yandan dava sürecini takip ederken diğer yandan günlük yaşam mücadelesi veriyor. Dükkanın arka odasında iki ranza, bir masa ve küçük bir buzdolabı var. Elif, "En çok arkadaşlarımın doğum günlerine gidememek üzüyor. Ama babamın yanında olmak zorundayım" diyerek gözyaşlarını tutamadı.
Toplumsal Sorumluluk ve Çözüm Önerileri
Yaşanan bu aile faciası, boşanma süreçlerinde barınma ve sosyal destek mekanizmalarının yetersizliğini gözler önüne seriyor. Uzmanlar, boşanma davalarında tedbir nafakası ve barınma yardımının hızla devreye girmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının acil barınma merkezleri oluşturması öneriliyor. Ahmet Yılmaz gibi babalar için devlet destekli konukevleri veya kiralık yardımı sağlanabilir. Çocukların eğitim hayatının aksamaması için okullarda rehberlik servisleri devreye girmeli. Bu olay, sadece bir ailenin değil, toplumun birçok kesiminin yaşadığı bir sorunu simgeliyor. Yetkililerin bir an önce harekete geçmesi, benzer mağduriyetlerin önlenmesi açısından kritik önem taşıyor.