Yunanistan, silahlı kuvvetlerini modernize etme programı kapsamında İsrail destekli yaklaşık 3,5 milyar euroluk "Aşil Kalkanı" hava savunma sistemine onay verdi. İsrail basını, projenin Türkiye'nin artan savunma kapasitesi ve bölgesel askeri etkisi dikkate alınarak hazırlandığını öne sürdü. Atina'nın 2030 vizyonu olarak adlandırılan plan, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.
Aşil Kalkanı sistemi ve kapsamı
Yunanistan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Aşil Kalkanı sistemi kara, hava ve deniz unsurlarını entegre eden çok katmanlı bir hava savunma mimarisi olacak. Sistem, İsrail'in Iron Dome, David's Sling ve Arrow savunma sistemlerinin bir kombinasyonunu içerecek. Proje kapsamında ayrıca radar, komuta kontrol merkezleri ve elektronik harp birimlerinin de teslim alınması planlanıyor.
İlk aşamada sistemin 2027 yılına kadar kısmen faaliyete geçmesi, 2030'a kadar ise tam operasyonel kapasiteye ulaşması hedefleniyor. Yunanistan, bu yatırımla özellikle Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki hava sahasını daha etkin kontrol etmeyi amaçlıyor. Savunma uzmanları, sistemin balistik füze, seyir füzesi, insansız hava araçları ve savaş uçaklarına karşı koruma sağlayacağını belirtiyor.
Türkiye faktörü ve bölgesel rekabet
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Yunanistan'ın bu hamlesi Türkiye'nin son yıllarda yerli savunma sanayiinde kaydettiği ilerleme ve bölgesel askeri varlığını artırmasıyla doğrudan ilişkili. Türkiye, Bayraktar TB2 ve Akıncı gibi insansız hava araçları, Milli Muharrem Projesi kapsamında geliştirdiği savaş uçakları ve hava savunma sistemlerinde yerli çözümler üretirken, Yunanistan da dengeleri korumak için benzer bir dönüşüme yöneldi.
Atina yönetimi, 2021'de Fransa ile imzaladığı 3 milyar euroluk Rafale savaş uçağı ve fırkateyn anlaşmasının ardından bu kez İsrail teknolojisini tercih etti. Uzmanlar, Yunanistan'ın iki farklı Batılı üreticiyle çalışarak savunma tedarikinde çeşitliliği artırdığına dikkat çekiyor. Öte yandan, bu anlaşmaların Yunan bütçesine yılda ortalama 500 milyon euroluk ek yük getireceği hesaplanıyor.
Anlaşma aynı zamanda Yunanistan-İsrail ilişkilerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. İki ülke, son yıllarda enerji işbirliği, turizm ve savunma alanlarında yakınlaşma sergiliyor. 2020'de imzalanan Doğu Akdeniz doğalgaz boru hattı projesi de bu işbirliğinin bir parçası olarak görülüyor.
Yunanistan'ın 2030 planı, savunma harcamalarının GSYH'ye oranını %2,5'un üzerinde tutmayı öngörüyor. Bu oran, NATO'nun %2 hedefinin oldukça üzerinde. Atina, bu yatırımların ülkenin caydırıcılık kapasitesini artıracağını ve bölgesel güvenlikte söz sahibi olmasını sağlayacağını savunuyor. Ancak ekonomik krizin etkilerini henüz tam olarak atlatamayan Yunanistan'da savunma harcamalarının sürdürülebilirliği tartışma konusu.
Türkiye'den ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak daha önce benzer adımlara karşı Türk yetkililer, "Ege'de kuvvet dengesini bozmaya yönelik girişimlerin karşılıksız kalmayacağı" uyarısında bulunmuştu. İki ülke arasındaki gerilimin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri ve Kıbrıs sorunuyla birlikte tırmanması bekleniyor.
Bu gelişmeler ışığında, Yunanistan'ın İsrail'le yaptığı anlaşma sadece bir silah ticareti değil, aynı zamanda bölgesel ittifakların yeniden şekillendiği bir dönemde stratejik bir tercih olarak öne çıkıyor. Atina'nın 2030 vizyonu, savunma modernizasyonunun ötesinde, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik konumunu güçlendirme amacını da taşıyor. Türkiye'nin buna nasıl yanıt vereceği, önümüzdeki yıllarda bölgesel güvenlik dinamiklerini belirleyecek kritik faktörlerden biri olacak.