Yunanistan Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde Batı Trakya'da Türk azınlığa ait 8 ilkokulu daha kapatma kararı aldı. Bakanlık, kapatma gerekçesi olarak öğrenci sayısındaki yetersizliği gösterdi. Bu kararla birlikte bölgedeki azınlık ilkokulu sayısı 84'ten 76'ya düştü. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, kararı sert bir dille kınayarak uygulamanın uluslararası anlaşmalara ve azınlık haklarına aykırı olduğunu belirtti.
Kapatılan okullar ve bölgedeki durum
Kapatılmasına karar verilen okulların Batı Trakya'nın çeşitli köy ve kasabalarında bulunduğu, özellikle azınlık nüfusun yoğun olduğu İskeçe ve Rodop illerindeki okulların etkilendiği öğrenildi. Yunanistan yasalarına göre bir okulun açık kalabilmesi için en az 15 öğrenciye sahip olması gerekiyor. Ancak azınlık temsilcileri, bu sayı eşiğinin kasten yüksek tutulduğunu ve kırsal bölgelerdeki okulların kapatılmasının Türk azınlığın eğitim hakkını hedef aldığını savunuyor.
Türkiye'den tepki ve uluslararası boyut
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, yaptığı yazılı açıklamada Yunanistan'ın bu kararının Lozan Antlaşması ve iki ülke arasındaki ikili anlaşmalara aykırı olduğunu vurguladı. Keçeli, "Batı Trakya Türk azınlığının eğitim hakkı uluslararası hukukla güvence altına alınmıştır. Yunanistan'ın bu tür uygulamaları kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve diğer uluslararası platformlara taşıyabileceği belirtiliyor. Batı Trakya Türk azınlığı temsilcileri de kararı protesto ederek, okulların açık kalması için girişimlerde bulunacaklarını açıkladı.
Son yıllarda Yunanistan'ın Batı Trakya'daki Türk azınlığa ait okulları kademeli olarak kapatması dikkat çekiyor. 2000'li yılların başında 200'ün üzerinde olan azınlık ilkokulu sayısı, bugün itibarıyla 76'ya gerilemiş durumda. Azınlık dernekleri, bu durumun eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını ve Türkçe eğitimin geleceğini tehdit ettiğini dile getiriyor.
Uzmanlar, Yunanistan'ın bu politikasının iki ülke ilişkilerine de olumsuz yansıyabileceğini belirtiyor. Ege'deki gerilim ve Kıbrıs sorununun yanı sıra azınlık hakları meselesinin de Türkiye-Yunanistan diyaloğunda önemli bir başlık olduğunu hatırlatan analistler, bu tür adımların güven ortamını zedelediğini ifade ediyor.