Yunanistan'da son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakası kaydedildi. Sağlık yetkilileri, vakaların yarısından fazlasının ağır belirtiler gösterdiğini ve özellikle 65 yaş üstü bireyler için ölümcül risk taşıdığını bildirdi. Virüsün sivrisinekler aracılığıyla bulaştığı ve ülke genelinde yayılma eğiliminde olduğu belirtiliyor.
Vakaların Dağılımı ve Ağır Seyir
Yunanistan Ulusal Halk Sağlığı Örgütü (EODY) tarafından yapılan açıklamaya göre, son bir haftada tespit edilen 34 vakanın 19'u ağır seyrediyor. Hastaların büyük çoğunluğu 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerden oluşuyor. En fazla vaka Atina çevresindeki Attika bölgesi ile kuzeydeki Selanik ve çevresinde görüldü.
Yetkililer, virüsün genellikle temmuz-eylül ayları arasında sivrisinek ısırıklarıyla bulaştığını hatırlattı. Bu yıl hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve yağışların sivrisinek popülasyonunu artırması nedeniyle vaka sayısında artış yaşandığı değerlendiriliyor. EODY, özellikle bataklık ve sulak alanlara yakın bölgelerde yaşayan vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.
Batı Nil virüsü, ilk olarak 1937'de Uganda'nın Batı Nil bölgesinde tanımlandı. 1999'da New York'ta görülen salgınla küresel ölçekte dikkat çeken virüs, o tarihten bu yana Avrupa ve Akdeniz havzasında düzenli olarak görülüyor. Yunanistan'da ilk ciddi salgın 2010 yılında yaşanmış ve o dönemde 262 vaka ve 35 ölüm kaydedilmişti. Son yıllarda ülke genelinde her yaz döneminde vakalar görülüyor.
Belirtiler ve Risk Grupları
Batı Nil virüsü, enfekte sivrisineklerin sokmasıyla insanlara bulaşıyor. Virüs, insandan insana doğrudan bulaşmıyor; ancak nadiren kan transfüzyonu veya organ nakli yoluyla geçebiliyor. Enfeksiyonun kuluçka süresi 2 ila 14 gün arasında değişiyor. Vakaların yaklaşık yüzde 80'i hiçbir belirti göstermiyor. Belirti gösterenlerde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı ve döküntü gibi hafif semptomlar görülüyor. Ancak vakaların yüzde 1'inden azında ensefalit veya menenjit gibi merkezi sinir sistemini etkileyen ağır nörolojik tablolar gelişebiliyor. Özellikle 65 yaş üstü bireyler, bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler ve diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalığı olanlar ağır seyir açısından yüksek risk altında.
Sağlık Bakanlığı, hastanelere başvuran hastalardan alınan numunelerin laboratuvarlarda incelendiğini ve yeni vakaların takip edildiğini duyurdu. Ayrıca, sivrisinek üreme alanlarının ilaçlanması ve halkın bilinçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Korunma Yöntemleri ve Yetkililerin Çağrısı
Uzmanlar, sivrisinek ısırıklarından korunmak için basit ama etkili önlemler alınabileceğini vurguluyor. Bu önlemler arasında sinek kovucu kullanmak, uzun kollu giysiler tercih etmek, pencerelere sineklik takmak ve su birikintilerini temizlemek yer alıyor. Özellikle akşam saatlerinde dışarıda bulunacak kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerekiyor. Yunanistan Sağlık Bakanlığı, vatandaşlara ateş, şiddetli baş ağrısı, bilinç bulanıklığı gibi belirtiler görüldüğünde derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmaları çağrısında bulundu.
Turizm sezonunun devam etmesi nedeniyle ülkeye gelen ziyaretçilerin de risk altında olduğu belirtiliyor. Yetkililer, özellikle kırsal bölgelerde ve sulak alanlarda konaklayan turistlerin korunma önlemlerine uyması gerektiğini hatırlattı. Yunanistan'da geçmiş yıllarda yaşanan salgınlarda ölüm oranının yüzde 10'a kadar çıktığı göz önüne alındığında, bu yılki vakaların ciddiyeti daha da önem kazanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü, Batı Nil virüsü için özel bir aşı veya antiviral tedavi bulunmadığını, tedavinin genellikle destekleyici olduğunu belirtiyor. Bu nedenle korunma önlemleri hayati önem taşıyor. Yunanistan'ın yanı sıra İtalya, İspanya ve Fransa gibi Akdeniz ülkelerinde de benzer vakalar görülüyor. İklim değişikliğinin sivrisineklerin yaşam alanlarını genişletmesi, virüsün daha kuzey bölgelere yayılma riskini artırıyor. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda Avrupa'da Batı Nil virüsü vakalarının daha sık görülebileceği uyarısında bulunuyor.