Kimyasal ürünler sektörü, yüksek faiz oranları ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklere rağmen yılın ilk 8 ayında ihracatını yüzde 4,6 artırarak 22,8 milyar dolara çıkardı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Vefa İbrahim Aracı, artan finansman maliyetlerinin üretim ve yatırım kararlarını olumsuz etkilediğini, buna karşın sektörün dış pazarlardaki ivmesini koruduğunu belirtti.
Finansman maliyetleri sanayiciyi zorluyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) sıkı para politikası kapsamında politika faizini yüksek seviyelerde tutması, sanayi firmalarının borçlanma maliyetlerini tarihsel ortalamaların çok üzerine taşıdı. Bankaların kredi faizlerindeki artış, özellikle orta ve küçük ölçekli kimya işletmelerinin işletme sermayesi ihtiyacını karşılamasını güçleştiriyor. Aracı, “Yüksek faiz ortamı sanayicinin kimyasını bozuyor; hammadde alımından stok yönetimine kadar tüm dengeler değişti” diyerek finansman koşullarının rekabet gücünü aşındırdığına dikkat çekti.
Kimya sektörü, imalat sanayisinin en fazla dışa bağımlı hammadde kullanan dallarından biri. Enerji, petrokimya ve ara kimyasallar gibi kalemlerde maliyetlerin döviz kurları ve küresel fiyatlara endeksli olması, faiz yüküyle birlikte firmaların fiyatlama kabiliyetini sınırlıyor. İhracatçılar, artan üretim maliyetlerini dış pazarlara yansıtmakta zorlanırken, rakip ülke firmalarına karşı avantaj kaybediyor.
İhracattaki artış sektörün dayanıklılığını gösteriyor
İKMİB verilerine göre kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı, ilk 8 ayda geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,6 yükselerek 22,8 milyar dolara ulaştı. Bu performans, sektörün pandemi sonrası toparlanma sürecinde yakaladığı pazar çeşitliliğini koruduğunu gösteriyor. Avrupa Birliği ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya satış yapan Türk kimya sanayisi, lojistik avantajı ve üretim esnekliğiyle öne çıkıyor.
Ancak ihracat rakamlarındaki artışa karşılık kârlılık oranlarında baskı olduğu belirtiliyor. Aracı, “Ciromuz artıyor ama finansman giderleri ve kur dalgalanmaları neticesinde elde kalan kazanç azalıyor. Sürdürülebilir bir büyüme için sanayiciye uygun koşullarda kredi ve teşvik sağlanmalı” ifadelerini kullandı. Sektör temsilcileri, ihracatçıya yönelik reeskont kredisi limitlerinin artırılmasını ve teminat koşullarının hafifletilmesini talep ediyor.
Küresel rekabette destek ihtiyacı
Dünya kimya pazarında Çin, Hindistan ve Orta Doğu ülkeleri, devlet destekli üretim ve düşük enerji maliyetleriyle rekabet ediyor. Avrupa’da ise enerji krizi sonrası üretim maliyetleri artsa da firmalar katma değerli ürünlerde konumlarını koruyor. Türkiye’nin kimya ihracatında orta-yüksek teknoloji ürünlerin payını artırması, faiz yükünün hafifletilmesiyle mümkün görünüyor. Aksi halde yatırım kararlarının ertelenmesi, orta vadede kapasite artışını sınırlayabilir.
Hükümetin sanayiye yönelik finansman paketleri ve Eximbank kredileri, ihracatçının nefes almasını sağlasa da yüksek faiz ortamı bu desteklerin etkisini azaltıyor. Kimya sektörü, Türkiye’nin toplam ihracatı içinde yaklaşık yüzde 13’lük payla otomotiv ve hazır giyimle birlikte lokomotif sektörler arasında. Bu nedenle sektördeki finansman sıkıntısı, genel ihracat performansını da doğrudan etkileyebilir.
Önümüzdeki dönemde faiz indirim döngüsünün başlaması halinde sanayicinin yatırım iştahının artması bekleniyor. Ancak küresel talepteki yavaşlama ve jeopolitik riskler, ihracatçının temkinli olmasını gerektiriyor. Kimya sanayisi, yüksek katma değerli ürünlere yönelerek ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırarak faiz baskısına karşı direncini artırabilir. İKMİB’in çağrısı, finansman koşullarının iyileştirilmesi ve ihracatçıya yönelik desteklerin sürdürülmesi yönünde.