Antalya'da yaşayan 47 yaşındaki iki çocuk annesi Yüksel Güzel, boyun fıtığı nedeniyle geçirdiği iki ameliyatın ardından sağlığına kavuşamayınca yoğun bakımda tedavi görmeye başladı. Bu zorlu süreçte en büyük desteğini çocuklarından alan Güzel, eşinin kendisini yoğun bakımdayken terk ettiğini belirterek, "İyileşmek, çocuklarımın başında kalmak istiyorum" dedi. Yüksel Güzel'in yaşadıkları, aile bağlarının ve sağlık sistemindeki zorlukların gündeme gelmesine neden oldu.
Ameliyatlar Sonuç Vermedi
Yüksel Güzel, yaklaşık bir yıl önce boyun fıtığı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda fıtığın ciddi boyutlarda olduğu ve acil operasyon gerektirdiği belirlendi. İlk ameliyat başarılı geçmesine rağmen, sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlar nedeniyle tekrar ameliyat edildi. Ancak ikinci ameliyat da beklenen sonucu vermedi; hastanın sağlık durumu giderek kötüleşti.
Güzel, uzun süre yoğun bakım ünitesinde kaldı. Doktorlar, omurilikteki hasarın yayılmasını önlemek için çeşitli tedavi yöntemleri denedi. Ancak Yüksel Hanım'ın vücudu bu tedavilere yanıt vermedi. Halen yoğun bakımda olan Güzel, solunum cihazına bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor.
Eşi Tarafından Terk Edildi
Yüksel Güzel'in en büyük acısı ise sağlık sorunları değil; eşi tarafından yalnız bırakılması. Tedavi sürecinin en kritik döneminde, yoğun bakımda olduğu sırada eşi, kendisini terk ederek ortadan kayboldu. Güzel, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
"Ameliyat oldum, yoğun bakıma alındım. Eşim beni ziyaret bile etmedi. Bir gün geldi ve 'Ben gidiyorum, çocukları da alıyorum' dedi. Çocuklarımı da yanıma bile yaklaştırmadı. Bana veda bile etmedi. Ne hastalığımı umursadı ne de beni."
Güzel'in eşi, boşanma davası açmak için harekete geçti. Bu durum, Yüksel Hanım'ın psikolojisini iyice bozdu. Ancak o, çocuklarına kavuşma umudunu hiç kaybetmedi. Tek isteği iyileşip çocuklarının başında olmak.
Çocukları İçin Yaşıyor
Yüksel Güzel'in iki çocuğu var: 15 yaşındaki oğlu ve 12 yaşındaki kızı. Eşi tarafından kendisinden uzaklaştırılan çocuklarıyla telefonda görüşmeye çalışıyor. Onlarla hasret gidermek, iyileşip yeniden bir araya gelmek için yaşam savaşı veriyor. "Onları çok özlüyorum. Beni görmeye gelmiyorlar, babaları izin vermiyor. Telefonda seslerini duymak bile bana güç veriyor. Onlar için yaşamak istiyorum" diyor.
Yüksel Hanım'ın yaşadığı zorluklar, sağlık çalışanları tarafından da yakından takip ediliyor. Yoğun bakım ekibi, onun moralini yüksek tutmaya çalışıyor. Hastane yetkilileri, yasal süreç hakkında aileyi bilgilendiriyor ancak eşin çocukları alıkoyması nedeniyle Yüksel Hanım hukuki haklarını savunmakta güçlük çekiyor.
Sağlık ve Aile Hukuku İç İçe
Yüksel Güzel'in hikayesi, Türkiye'de sağlık sisteminde yaşanan zorlukları ve aile hukukundaki boşlukları bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, özellikle ağır hastaların tedavi sürecinde aile desteğinin önemine dikkat çekiyor. Psikologlar, bu tür durumlarda hastaların yalnız bırakılmaması gerektiğini, bunun tedavi sürecini olumsuz etkileyebileceğini vurguluyor.
Hukukçular ise Yüksel Güzel'in yaşadığı çocuk velayeti sorununun, hastalık ve yoğun bakım sürecinde ayrıca ele alınması gerektiğini belirtiyor. Hastanın iyileşme hakkı ve çocuklarıyla iletişim kurma hakkı korunmalı. Ancak mevcut yasalar, bu tür hassas durumlara yeterince yanıt veremiyor.
Yüksel Güzel'in hikayesi, yalnızca bir kadının sağlık mücadelesi değil; aynı zamanda aile kavramının, bağlılığın ve umudun da hikayesi. O, tüm olumsuzluklara rağmen hayata tutunuyor ve bir gün çocuklarına kavuşmayı hayal ediyor. Bu umut, onun en büyük ilacı olmaya devam ediyor.