Bir dönem TRT Çocuk kanalında yöneticilik yapan Bora Durmuşoğlu, çocuk medyası ve popüler kültür üzerine kaleme aldığı kitabı dolayısıyla yaptığı açıklamada, yerli yapımların tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Durmuşoğlu, “Güçlü hikâyeye, iyi yazılmış karakterlere ve sağlam içeriğe ihtiyacımız var. Çocuk, karşısında sürekli nasihat veren bir ekran değil, kendini içinde bulacağı bir dünya arıyor” dedi.
“Yerli olmak bir başlangıç, ama yeterli değil”
Bora Durmuşoğlu, “Çocuk Medyası ve Popüler Kültür” adlı kitabında, Türkiye’de çocuklara yönelik içerik üretiminin son yıllarda arttığını ancak nitelik açısından istenen seviyeye ulaşamadığını ifade ediyor. Durmuşoğlu’na göre, bir yapımın yerli olması onu otomatik olarak iyi yapmıyor. “Yerli olmak bir başlangıç, ama yeterli değil. Çocuğun karşısına çıkan hikâyenin evrensel değerlerle de barışık olması gerekiyor. Aksi halde sadece yerli olması, o içeriği kaliteli kılmıyor” diye konuştu.
Deneyimli yönetici, çocuk medyasında en büyük eksikliğin “güçlü hikâye” olduğunu belirtiyor. Ona göre, iyi yazılmış karakterler ve sağlam bir kurgu, çocuğun ekran karşısında vakit geçirmesini anlamlı kılıyor. “Çocuk, kendini karakterin yerine koyabileceği, merak edeceği, heyecanlanacağı bir anlatı arıyor. Sürekli nasihat veren, didaktik bir üslup ise onu uzaklaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Popüler kültürün etkisi ve çocuk gerçekliği
Durmuşoğlu, popüler kültürün çocuk medyası üzerindeki etkisine de dikkat çekiyor. Küresel içerik üreticilerinin güçlü hikâye anlatıcılığı sayesinde dünya çocuklarını etkisi altına aldığını, Türkiye’nin bu alanda rekabet edebilmesi için kendi hikâyelerini evrensel bir dille anlatması gerektiğini söylüyor. “Sadece yerli motifleri kullanmak, hikâyeyi güçlü kılmıyor. Önemli olan, o motifleri çağdaş bir anlatıyla buluşturmak” ifadelerini kullandı.
Kitapta, çocuk medyasının ticari kaygılarla şekillenmesinin de sakıncalarına değiniliyor. Durmuşoğlu, reklam ve pazarlama baskısının içerik kalitesini gölgeleyebildiğini, bu nedenle kamusal yayıncılığın ve bağımsız üretimin önemli olduğunu vurguluyor. “Çocuk, tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmemeli. Onun dünyasına saygı duyan, onu ciddiye alan yapımlara ihtiyaç var” dedi.
Çözüm önerileri: eğitim ve üretim desteği
Bora Durmuşoğlu, sektörde nitelikli içerik üretiminin artması için eğitime ve üretim desteğine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Yazarların, çizerlerin ve yapımcıların çocuk gerçekliğini iyi kavraması gerektiğini söyleyen Durmuşoğlu, “Üniversitelerde çocuk medyası üzerine daha fazla bölüm açılmalı, sektörde çalışanlar için atölyeler düzenlenmeli. Ayrıca bağımsız yapımcılar desteklenmeli” önerisinde bulundu.
Son yıllarda TRT Çocuk başta olmak üzere bazı kanalların yerli yapımlara ağırlık verdiğini hatırlatan Durmuşoğlu, bu adımların olumlu olduğunu ancak sayının artmasının kaliteyi beraberinde getirmediğini ifade etti. “Nicelik değil, nitelik önemli. Bir çocuk, izlediği yapımdan bir şey öğrenmeli, hayal kurmalı, sorgulamalı. Bunu sağlayacak olan da güçlü hikâyeler” diye konuştu.
Çocuk medyasında gelecek perspektifi
Durmuşoğlu’nun kitabı, çocuk medyasına ilgi duyan akademisyenler, yapımcılar ve ebeveynler için bir kaynak niteliği taşıyor. Kitapta, popüler kültürün çocukların algı dünyasına etkisi, yerli yapımların uluslararası dolaşımı ve kamusal yayıncılığın rolü gibi konular ele alınıyor. Durmuşoğlu, “Çocukların ekran karşısında geçirdiği zamanın niteliği, geleceğimizin niteliğini belirleyecek. Bu nedenle çocuk medyası, sadece bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bir eğitim ve kültür meselesi olarak görülmeli” diyerek sözlerini tamamladı.
Türkiye’de çocuk medyası alanında atılan adımlar, son dönemde artan yerli yapım sayısıyla dikkat çekiyor. Ancak uzmanlar, bu yapımların içerik kalitesinin de aynı hızla artması gerektiğini savunuyor. Bora Durmuşoğlu’nun vurguladığı gibi, yerli olmak bir başlangıç; asıl farkı yaratacak olan, çocuğun dünyasına dokunan güçlü hikâyeler.