Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha attı. İklim Kanunu uyarınca hazırlanan ve yerel düzeyde iklim eylemlerini koordine edecek olan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik, 81 ilde iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum çalışmalarını kurumsal bir çerçeveye oturtuyor. Bu düzenlemeyle birlikte, illerin iklim risklerine karşı hazırlıklı olması, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin yerel etkilerine uyum sağlanması hedefleniyor.
Yönetmeliğin Getirdikleri
Yeni yönetmelik, her ilde bir İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Bu kurullar, valinin başkanlığında ilgili kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşacak. Kurulların ana görevi, ilin iklim değişikliği etkilerine karşı dayanıklılığını artırmak ve sera gazı azaltım hedeflerini hayata geçirmek için stratejiler geliştirmek olacak. Ayrıca, her ilde Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) hazırlanacak. Bu planlar; enerji, ulaşım, atık yönetimi, tarım, ormancılık ve su kaynakları gibi sektörleri kapsayacak şekilde iki yılda bir güncellenecek. Planların hazırlanmasında, ilin iklim projeksiyonları ve mevcut durum analizi dikkate alınacak.
İklim Kanunu'nun Tamamlayıcısı
Bu yönetmelik, 2024 yılında TBMM'de kabul edilen İklim Kanunu'nun önemli bir parçasını oluşturuyor. İklim Kanunu, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ulusal stratejiler belirlerken, yerel yönetimlerin rolünü de tanımlamıştı. Yönetmelik, kanunun bu maddelerini pratiğe döküyor. Böylece, iklim değişikliğiyle mücadele sadece merkezi hükümetin değil, yerel yönetimlerin de gündemine giriyor. Uzmanlar, bu düzenlemeyle birlikte iklim eylemlerinin daha hızlı ve etkili bir şekilde hayata geçirileceğini belirtiyor. Çünkü iklim değişikliğinin etkileri en çok yerel düzeyde hissediliyor; seller, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olayları illerin altyapısını ve ekonomisini doğrudan etkiliyor.
Yerel Yönetimlerin Rolü
Yönetmelikle birlikte belediyeler, iklim değişikliğiyle mücadelede daha aktif bir rol üstlenecek. Belediyeler, enerji verimliliği projeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, toplu taşıma sistemlerinin iyileştirilmesi ve atık geri dönüşüm tesislerinin kurulması gibi konularda yetkilendirilecek. Ayrıca, belediyelerin iklim değişikliğine uyum sağlamak için yeşil altyapı çalışmalarına ağırlık vermesi bekleniyor. Bu kapsamda, yağmur suyu hasadı, geçirimli zeminler ve kentsel ısı adası etkisini azaltmaya yönelik projeler teşvik edilecek. İl koordinasyon kurulları, belediyelerin bu çalışmalarını izleyecek ve raporlayacak. Böylece, kaynakların etkin kullanımı ve hedeflerin tutturulması sağlanacak.
Uygulama ve İzleme
Yönetmelik, planların hazırlanma sürecini ayrıntılı olarak düzenliyor. İl müdürlükleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belirlediği kılavuzlara uygun olarak YİDEP'leri hazırlayacak. İl koordinasyon kurulları, bu planları onaylayacak ve uygulanmasını denetleyecek. Bakanlık ise illerin performansını periyodik olarak değerlendirecek ve gerektiğinde destek sağlayacak. İlk YİDEP'lerin 2025 yılı sonuna kadar hazırlanması öngörülüyor. Bu süreçte illerin iklim değişikliği alanında kapasitelerinin artırılması için eğitim programları da düzenlenecek.
Yönetmeliğin Ekonomiye Etkisi
İklim değişikliğiyle mücadele, aynı zamanda ekonomik bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yerel eylem planları, yeşil işlerin artmasına ve sürdürülebilir yatırımların önünü açacak. Özellikle yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve atık yönetimi alanlarında yeni iş fırsatları doğacak. Ayrıca, iklim değişikliğine uyum sağlayan altyapı yatırımları, afet risklerini azaltarak uzun vadede maliyetleri düşürecek. Bu bağlamda, yönetmelik Türkiye'nin yeşil büyüme hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak. İklim kanunu ve ilgili yönetmelikler, ülkenin uluslararası yükümlülüklerini de yerine getirmesine yardımcı oluyor. Paris Anlaşması çerçevesindeki taahhütler doğrultusunda sera gazı emisyonlarını azaltma hedefleri, bu yerel planlarla daha somut hale geliyor.