İstanbul'un en önemli Bizans dönemi yapılarından Yerebatan Sarnıcı'nın mülkiyetine ilişkin hukuki mücadelede mahkeme kararını verdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) itirazı reddedilirken, Vakıflar Genel Müdürlüğü haklı bulundu. Karar, tarihi yapının yönetim ve işletme hakkının kime ait olduğu konusunda yeni bir dönemi başlatıyor.
Dava Süreci ve Mahkeme Kararı
İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nde görülen davada, Yerebatan Sarnıcı'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olduğu yönündeki tapu kaydının iptali için İBB tarafından açılan dava reddedildi. Mahkeme, sarnıcın Sultan II. Mehmed Vakfı'na ait vakfiye kayıtlarını esas alarak Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tasarrufunda bulunmasının hukuka uygun olduğuna hükmetti. Karar, İstanbul'un tarihi yarımadasındaki birçok benzer yapının statüsüne emsal teşkil edecek nitelikte.
Tarihi ve Hukuki Arka Plan
532 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinden sonra sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere kullanılmış, zamanla çeşitli vakıflara devredilmiştir. 1987'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından müze olarak ziyarete açılan yapı, 2017'de Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tapuya tescil talebiyle yeniden gündeme gelmişti. İBB, sarnıcın belediye tarafından kamulaştırıldığı ve uzun süredir kamu hizmetinde kullanıldığı gerekçesiyle dava açmış ancak mahkeme, vakfiyedeki mülkiyet hakkını üstün tutmuştur.
Kararın ardından gözler, halen İBB işletmesinde bulunan sarnıcın yönetiminin nasıl devredileceğine çevrildi. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tarihi yapıyı turizme kazandırma ve restorasyon çalışmalarına yönelik yeni bir planlama yapması bekleniyor. Yerebatan Sarnıcı, yılda ortalama 2 milyon turisti ağırlayarak İstanbul'un en çok ziyaret edilen müzeleri arasında yer alıyor.
Hukukçulara göre, bu karar vakıf kökenli tarihi yapıların mülkiyetinin belirlenmesinde emsal teşkil edecek. Ancak İBB'nin temyiz yoluna gitmesi durumunda süreç Danıştay'da devam edebilir. Tarihi yapının geleceği, hem kültürel mirasın korunması hem de kamu yararı açısından önem taşıyor.