Yeni Zelanda Başbakanı Christopher Luxon, Christchurch kentinde düzenlenen halka açık bir toplantıda beklenmedik bir protestoyla karşılaştı. Toplantı sırasında söz alan bir aktivist, hükümetin Orta Doğu politikalarını ve Gazze'deki duruma karşı takındığı tutumu sert bir dille eleştirerek, "20 bin çocuğun katline ortak oldunuz" ifadelerini kullandı. Bu olay, ülkede Gazze'ye yönelik artan tepkilerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Protesto Anı ve Aktivistin Sözleri
Olay, Başbakan Luxon'un Christchurch'teki bir toplum merkezinde düzenlediği ve vatandaşların sorularını yanıtladığı etkinlik sırasında yaşandı. Toplantının soru-cevap bölümünde söz alan bir kadın aktivist, ayağa kalkarak Başbakan'a yüklendi. Aktivist, "Siz ve hükümetiniz, İsrail'in Gazze'de işlediği suçlara sessiz kalarak 20 bin masum çocuğun ölümüne ortak oldunuz. Bu utanç verici!" dedi. Salonda kısa süreli bir gerginlik yaşanırken, güvenlik görevlileri aktivisti sakinleştirmeye çalıştı. Başbakan Luxon ise soğukkanlılığını koruyarak, "Herkesin görüşlerini ifade etme hakkı var, ancak bu konudaki endişeleri duyuyorum ve ciddiye alıyorum" şeklinde karşılık verdi. Ancak aktivist, sözlerinin kesilmesine tepki göstererek, "Sözlerim kesilmeden cevap verin: Kaç çocuğun ölümüne razı oldunuz?" diye ekledi.
Gösterinin Ardından Tepkiler
Bu protesto, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kısa sürede binlerce paylaşım yapılarak, aktivistin cesareti övülürken, Başbakan Luxon'a yönelik eleştiriler arttı. Yeni Zelanda'da özellikle sol eğilimli gruplar ve insan hakları örgütleri, hükümetin Filistin konusundaki tutumunu sık sık eleştiriyor. Ülke genelinde Gazze'deki insani krize dikkat çekmek için çeşitli gösteriler düzenleniyor. Bu protesto, hükümetin dış politikasını daha fazla sorgulanır hale getirdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, hükümetin uluslararası toplumla birlikte insani ateşkes için çalıştığı ancak iki devletli çözümden yana olduğu vurgulandı. Ancak bu açıklama, protestocular tarafından yetersiz bulunuyor.
Yeni Zelanda'nın Gazze Politikası
Yeni Zelanda hükümeti, Gazze'deki çatışmaların başlangıcından bu yana İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini ancak sivillerin korunması gerektiğini belirtiyor. Başbakan Luxon, daha önce yaptığı açıklamalarda, Hamas'ın saldırılarını kınarken, İsrail'in operasyonlarında orantılılık ilkesine uyulması çağrısında bulunmuştu. Ancak eleştirmenler, hükümetin İsrail'e koşulsuz destek verdiğini ve Filistinlilere yönelik insani yardımları artırmada yetersiz kaldığını savunuyor. Yeni Zelanda'nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ateşkes çağrısı yapan karara çekimser kalması da tepki çekmişti. Bu protesto, hükümetin bu tutumunun iç politikada da yansımaları olduğunu gösteriyor. Göstericiler, ülke genelinde hükümet binalarının önünde eylemler düzenleyerek, hükümetin Gazze politikasını değiştirmesini talep ediyor.
Başbakan Luxon'un bu olay karşısındaki tutumu, siyasi kariyeri açısından bir dönüm noktası olabilir. Kamuoyu yoklamaları, hükümetin dış politika kararlarının halk nezdinde onayının düştüğünü gösteriyor. Özellikle genç seçmenler arasında Gazze'ye yönelik duyarlılığın yüksek olduğu biliniyor. Bu protestonun, hükümeti daha duyarlı bir politika izlemeye itmesi bekleniyor. Ancak başbakanın bu konudaki kararlılığı, partisi içinde de tartışmalara yol açabilir.
Olayın ardından Christchurch'te küçük bir dayanışma gösterisi düzenlendi. Göstericiler, Filistin bayrakları taşıyarak, "Gazze'ye özgürlük" sloganları attı. Polis, gösteriye müdahale etmedi. Başbakanlık makamı ise olayla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak görünen o ki, bu protesto, Yeni Zelanda'nın dış politikasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Uluslararası toplumun da gözü, bu ülkenin atacağı adımlara çevrilmiş durumda. Bu tür olayların, diğer ülkelerdeki benzer protestolara da ilham kaynağı olabileceği düşünülüyor.