Türkiye siyasetinin gündemi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin seçim sistemi ve Siyasi Partiler Yasası'nın yeniden düzenlenmesi gerektiğine yönelik çıkışıyla hareketlendi. Edinilen bilgilere göre iktidar cephesi, cumhur ittifakının geleceği ve muhalefetin ittifak arayışlarına karşı yeni seçim mevzuatı formülleri üzerinde çalışıyor. Olası değişikliklerin, ittifak sisteminden seçim barajına, milletvekili dağılımından ittifak içi oy geçişkenliğine kadar birçok kritik başlığı kapsadığı öğrenildi. Bu gelişme, 2028 seçim takvimine giden süreçte siyasi partilerin stratejilerini doğrudan etkileyecek nitelikte.
Bahçeli'nin Çıkışı ve Perde Arkası
Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, mevcut seçim sisteminin siyasi istikrarı kalıcı hale getirmediğini savunarak, seçim barajının yüzde 7'ye düşürülmesinin ardından ortaya çıkan tablonun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini dile getirmişti. Bahçeli'nin bu sözleri, iktidar ortağı AK Parti içinde de karşılık buldu. Kulis bilgilerine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bünyesinde iki ayrı çalışma grubu oluşturuldu. Bu gruplar, seçim barajı, ittifak sistemi, daraltılmış bölge, milletvekili seçim çevresi ve ittifak içi oy geçişkenliği gibi konularda teknik analizler yapıyor. Çalışmaların, önümüzdeki yasama yılında TBMM'ye sunulması planlanan paketin ana hatlarını belirlemesi bekleniyor.
Muhalefetin İttifak Arayışı ve Yeni Formüller
Muhalefet cephesinde ise özellikle CHP ve İYİ Parti'nin ittifak arayışları, iktidarın yeni seçim sistemi hamlesiyle yeniden şekillenebilir. Edinilen bilgilere göre, iktidarın masasındaki formüller arasında ittifak sisteminin tamamen kaldırılması veya yeniden dizayn edilmesi yer alıyor. Örneğin, seçim ittifaklarının seçim beyannamelerinde ortak hedefler belirlemesi şartı, ittifak içi oy geçişkenliğinin sınırlandırılması ya da milletvekili dağılımında ittifakın genel başarısının değil, partilerin kendi oy oranlarının esas alınması gibi modeller tartışılıyor. Bu değişikliklerin, muhalefetin ittifak yapma motivasyonunu düşürebileceği yorumları yapılıyor. Ancak CHP lideri Özgür Özel ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in, Bahçeli'nin çıkışının ardından ortak bir açıklama yaparak mevcut sistemin korunması yönünde tavır alması, siyasi gerilimi artırmış durumda.
Seçim Barajı ve Daraltılmış Bölge Tartışması
İktidarın üzerinde durduğu bir diğer konu, seçim barajının yüzde 7'de sabitlenip sabitlenmeyeceği. Bahçeli, barajın daha da düşürülebileceğini ima ederken, AK Parti kanadında ise barajın yüzde 5'e çekilmesinin mecliste temsil adaletini artırabileceği ancak siyasi istikrarı zedeleyebileceği görüşü hakim. Daraltılmış bölge uygulaması da kulislerde konuşulan başlıklardan. Özellikle büyükşehirlerde milletvekili sayısının azaltılıp, ilçe bazlı seçim çevrelerine geçilmesi halinde, küçük partilerin milletvekili çıkarabilme şansının azalacağı, büyük partilerin ise daha avantajlı hale geleceği belirtiliyor. Bu durumun özellikle muhalefetin yeni kuracağı olası ittifakın oy kaybına yol açabileceği analizleri yapılıyor.
Siyasi Partiler Yasası'nda Köklü Değişiklik Sinyali
Seçim sisteminin yanı sıra Siyasi Partiler Yasası'nda da kapsamlı değişiklikler gündemde. Edinilen bilgilere göre, partilerin üye kayıt süreçlerinden kongrelerine, mali denetimlerinden kapatılma davalarına kadar birçok maddede reform yapılması hedefleniyor. Özellikle parti içi demokrasinin güçlendirilmesi adına, ön seçim uygulamasının yaygınlaştırılması ve parti yöneticilerinin görev sürelerine sınırlama getirilmesi gibi düzenlemelerin sinyali veriliyor. Ancak muhalefet, bu düzenlemelerin iktidarın kendi iç muhalefetini bastırmak amacıyla kullanılabileceği endişesini taşıyor. Bu yüzden değişikliklerin Anayasa Mahkemesi'ne takılma riski de bulunuyor.
Kulislerde Konuşulan Tarih Ve Takvim
İktidar kanadı, yeni seçim sistemi düzenlemesinin önümüzdeki yasama yılının ilk aylarında Meclis gündemine getirilmesini planlıyor. Ancak bu sürecin, Cumhurbaşkanlığı seçimine dönük stratejik hesaplar nedeniyle 2026'nın ortasına kadar ertelenebileceği de konuşuluyor. AK Parti içindeki bazı kurmaylar, seçim mevzuatındaki değişikliklerin en geç 2027'nin başında tamamlanması gerektiğini, aksi takdirde Yüksek Seçim Kurulu'nun süreci yönetmekte zorlanacağını ifade ediyor. Muhalefet ise bu takvimin, iktidarın cumhurbaşkanı adayı üzerindeki tartışmaları örtbas etme amacı taşıdığını iddia ediyor.
Bağımsız Değerlendirme
Seçim sistemine ilişkin bu hamleler, Türkiye'de siyasi rekabetin doğasını değiştirecek potansiyele sahip. İktidarın, mevcut ittifak dengesini korumak ve muhalefetin yeni arayışlarını baltalamak amacıyla bu düzenlemelere başvurması, demokratik siyasetin eşit koşullar altında yürümesi açısından ciddi bir sınav niteliği taşıyor. Seçim yasalarının, tüm partilerin onayını alacak şekilde ve toplumsal mutabakatla değiştirilmesi gerekirken, tek taraflı dayatmaların ülkeyi daha derin bir kutuplaşmaya sürüklemesi kaçınılmaz. Siyasi partilerin bu süreçte gösterdiği tutum, yalnızca seçimlerin değil, Türk demokrasisinin geleceğinin de belirleyicisi olacaktır.