İstanbul Beyoğlu'nda faaliyet gösteren bir eğlence mekanı, Yeni Şafak gazetesinin 'Gay kulübü Boğaz'da parti yapacak' başlıklı haberinin ardından İstanbul Valiliği tarafından kapatıldı. Valilik, işletmenin ruhsatına aykırı faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle mühürleme işlemi yaptı. Olay, basın özgürlüğü ve LGBTİ+ hakları tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gazete haberi ve valilik kararı
Yeni Şafak gazetesi, 15 Haziran 2024 tarihli haberinde, Beyoğlu'nda bir eğlence mekanının Boğaz'da tekne partisi düzenleyeceğini ve bu partinin LGBTİ+ bireylere yönelik olduğunu iddia etti. Haberde, 'Gay kulübü Boğaz'da parti yapacak, aile değerlerine tehdit oluşturuyor' ifadeleri yer aldı. Haberin yayımlanmasının ardından İstanbul Valiliği harekete geçti ve işletmeyi denetledi. Valilik, yaptığı denetimde mekanın ruhsatında belirtilen faaliyet alanı dışında etkinlik düzenlediği gerekçesiyle kapatma kararı aldı. İşletme sahibi, karara itiraz edeceklerini açıkladı.
Tepkiler ve tartışmalar
Kapatma kararı, sivil toplum örgütleri ve muhalefet partilerinden tepki çekti. LGBTİ+ dernekleri, gazetenin hedef göstermesinin ayrımcılığı körüklediğini belirtti. CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Bir gazetenin hedef göstermesi üzerine valiliğin işletmeyi kapatması hukuk devletiyle bağdaşmaz. Basın özgürlüğü, nefret söylemini korumaz' dedi. İnsan Hakları Derneği ise valiliğin kararını kınayarak, 'LGBTİ+ bireylerin bir araya gelmesi suç değildir' ifadelerini kullandı. Öte yandan, iktidara yakın isimler valiliğin kararını destekledi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, 'Aile yapımıza yönelik tehditlere karşı devletimiz gereken tedbiri almıştır' dedi.
Hukuki süreç ve önceki vakalar
İstanbul Valiliği'nin kararı, işletme sahibinin avukatı tarafından idare mahkemesine taşınacak. Hukukçular, kapatma gerekçesinin ruhsat aykırılığı olduğunu ancak asıl nedenin gazete haberi olduğunu savunuyor. Türkiye'de benzer vakalar daha önce de yaşanmıştı. 2022 yılında bir başka eğlence mekanı, 'gay buluşması' yapacağı iddiasıyla benzer bir kampanyaya maruz kalmış ve kapatılmıştı. Bu tür olaylar, LGBTİ+ bireylerin kamusal alanda var olma mücadelesinde karşılaştığı baskının bir örneği olarak kayda geçiyor.
Basın özgürlüğü ve nefret söylemi
Olay, basın özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki çizgiyi bir kez daha gündeme getirdi. Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü güvence altına alırken, nefret söylemini suç sayan Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesi de mevcut. Uzmanlar, gazetenin haberinin nefret söylemi kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. İstanbul Barosu Basın Özgürlüğü Komisyonu, 'Haberde kullanılan dil, LGBTİ+ bireyleri hedef göstermekte ve ayrımcılığı teşvik etmektedir. Bu, basın özgürlüğünün sınırlarını aşmaktadır' değerlendirmesinde bulundu.
Bu vaka, Türkiye'de medyanın kamuoyu oluşturma gücünü ve devlet kurumlarının basın karşısındaki refleksini sorgulatıyor. Bir gazete haberinin doğrudan bir işletmenin kapanmasına yol açması, ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü açısından endişe verici. Öte yandan, LGBTİ+ bireylerin eşit haklar mücadelesinde karşılaştığı engeller bir kez daha görünür hale geldi. Bu tür olayların tekrarlanmaması için basın etiği kurallarına ve hukuki denetime daha fazla ihtiyaç duyulduğu açık.