Yemen, son yıllarda artan iç karışıklıklarla uluslararası gündemde geniş yer buluyor. Siyasi analizler sıklıkla çatışmanın jeopolitik ve ekonomik nedenlerine odaklanırken, ülkedeki dinî ve itikãdî boyut yeterince ele alınmıyor. Bu eksiklik, Yemen'deki aktörlerin motivasyonlarını ve bölgesel dinamikleri anlamayı zorlaştırıyor. Bu yazıda, Yemen'deki Şii nüfusun çoğunluğunu oluşturan Zeydi mezhebinin tarihsel ve itikadi arka planını, siyasi gelişmelerle ilişkisi çerçevesinde ele alacağız.
Zeydilik: Yemen'in Kendine Özgü Şii Yorumu
Yemen'deki Şii toplumunun büyük bölümü Zeydi mezhebine mensuptur. Zeydilik, Şii İslam'ın diğer kollarından (İmamiyye ve İsmailiyye) farklı olarak, imametin sadece belirli bir soydan gelmesi yerine, Ali ve Fatıma soyundan gelen herhangi bir kişinin, uygun şartları taşıması halinde imam olabileceğini savunur. Bu yorum, Yemen'de yüzyıllar boyunca siyasi otoritenin meşruiyet kaynağı olmuştur. Zeydi imamlar, 1962 yılına kadar Kuzey Yemen'i yönetmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte imamet sistemi sona ermiş, ancak Zeydi kimliği toplumsal ve siyasal hayatta varlığını sürdürmüştür.
Husi Hareketi'nin Doğuşu ve İtikadi Temelleri
Husi Hareketi (Ensarullah), 1990'lı yıllarda Zeydi dinî canlanmanın bir parçası olarak ortaya çıktı. Hareketin lideri Hüseyin el-Husi, Yemen hükümetinin ABD ile işbirliğini ve Suudi etkisini eleştirerek Zeydi kimliğini siyasi bir söylemle birleştirdi. 2004'te başlayan silahlı çatışmalar, hareketin askeri bir güce dönüşmesine yol açtı. Husiler, kendilerini Yemen'in gerçek temsilcileri olarak sunarken, mezhepsel aidiyeti siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandı. Bu noktada, Zeydiliğin diğer Şii gruplarla özdeşleştirilmesi yanıltıcıdır; Husiler, İran'ın dini otoritesini kabul etmez, ancak stratejik ittifaklar geliştirmiştir.
Mezhepsel Çatışmanın Bölgesel Boyutu
Yemen iç savaşı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te başlattığı askeri müdahaleyle mezhepsel bir renge büründü. Suudi Arabistan, Zeydi Husileri İran'ın bölgesel yayılmacılığının bir aracı olarak görürken, İran Husilere sınırlı destek sağladı. Ancak bu destek, dinî bir bağlılıktan ziyade jeopolitik çıkar odaklıdır. Yemen'deki Zeydiler, ne İran'ın dini liderliğini ne de Sünni cihatçı grupların ideolojisini benimser. Bu durum, çatışmanın basit bir Şii-Sünni karşıtlığına indirgenemeyeceğini gösterir. Ülkedeki mezhepsel çeşitlilik (Zeydiler, Şafiiler, İsmaililer) ve aşiret yapısı, ittifakları karmaşıklaştırmaktadır.
İtikadi Farklılıkların Siyasi Yansımaları
Zeydilik, fıkhi ve itikadi açıdan Sünni mezheplere İmamiyye'den daha yakın kabul edilir. Örneğin, Zeydiler namazda secdeyi Sünniler gibi yapar, mut'a nikahını caiz görmez. Bu yakınlık, tarihsel olarak Zeydiler ile Şafii Sünniler arasında görece barışçıl bir arada yaşamayı mümkün kılmıştır. Ancak siyasi rekabet, mezhepsel kimliklerin sertleşmesine yol açmıştır. Husiler, Sünni gruplarla ittifak kurabilmiş, hatta bazı Sünni aşiretlerle işbirliği yapmıştır. Bu esneklik, Zeydi itikadının siyasi pragmatizmle nasıl iç içe geçtiğini gösterir.
Sonuç: Dinî Boyutu Göz Ardı Etmek Analizi Zayıflatır
Yemen'deki çatışmayı anlamak için sadece jeopolitik ve ekonomik faktörlere odaklanmak eksik bir yaklaşımdır. Zeydi mezhebinin tarihsel mirası, Husi Hareketi'nin ideolojik temelleri ve mezhepsel kimliğin mobilizasyonu, savaşın seyrini doğrudan etkilemektedir. Bölgesel güçlerin mezhepsel söylemleri araçsallaştırması, Yemen halkının gerçek taleplerini gölgeleyebilmektedir. Kalıcı bir çözüm için, Yemen'in dinî ve kültürel dokusunu dikkate alan kapsayıcı bir siyasi süreç şarttır. Aksi halde, dış müdahaleler ve mezhepsel kutuplaşma ülkeyi daha derin bir istikrarsızlığa sürükleyecektir.