İzmir'de, 5. Aile Mahkemesi Hakimi'ne yönelik kumpas ve tehdit girişimi, emniyet güçlerinin düzenlediği eş zamanlı operasyonla çökertildi. Yurt dışı numaralı hatlardan gönderilen mesajlarda hakimin baktığı kritik bir dava dosyası üzerinden tehditler savrulduğu, ailesinin hedef gösterildiği belirlendi. Gözaltına alınan şüphelilerin, yargıyı etkilemeye çalıştığı ve organize suç örgütüyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor.
Kumpas ve Tehdit Dalgası
Edinilen bilgilere göre, Hakim A.K.'nin baktığı bir velayet ve nafaka davasında, taraflardan biriyle bağlantılı olduğu öne sürülen bir grup, yurt dışından temin edilen hatlar üzerinden hakime ve ailesine yönelik tehdit mesajları gönderdi. Mesajlarda, "Dosyayı lehe çevirmezsen hedef sen olursun" gibi ifadelerin yer aldığı, ayrıca hakimin çocuklarının okul çıkışlarının takip edildiğine dair imalarda bulunulduğu öğrenildi. Hakimin şikayeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve Organize Suçlarla Mücadele şubeleri ortak bir çalışma yürüttü.
Yapılan teknik takip ve dijital analizler sonucunda, tehdit mesajlarının gönderildiği yurt dışı numaraların, Türkiye'deki bazı şahıslarla irtibatlı olduğu tespit edildi. Operasyon için harekete geçen ekipler, İzmir başta olmak üzere üç ilde belirlenen adreslere eş zamanlı baskın düzenledi. Yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, sim kart ve örgütsel doküman ele geçirildi. Gözaltına alınan 7 şüpheliden 4'ü tutuklanırken, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklananlar arasında, davanın taraflarından birinin yakını olduğu öğrenilen M.K.'nın da bulunması dikkat çekti.
Adalet Bakanlığı'ndan Sert Tepki
Olayın ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Yargıya yönelik her türlü tehdit ve şantaj girişimi, hukukumuza ve devletimize karşı yapılmış bir saldırıdır. Bu alçakça girişimlerin hiçbirinin amacına ulaşamayacağını, yargı mensuplarımızın her zaman yanında olduğumuzu bilmelerini isterim. İzmir'deki hakimimiz olayında olduğu gibi, bu tür suçların üzerine kararlılıkla gidilecek ve failler hak ettikleri cezayı alacaktır" ifadelerini kullandı.
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) da konuya ilişkin bir açıklama yaparak, "Yargıya yönelik tehdit ve şantaj girişimleri asla kabul edilemez. Bu tür eylemler, yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına yönelik en ağır saldırılardandır. Soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü ve gereken hukuki adımların atılacağını kamuoyuna saygıyla duyururuz" dedi.
İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ise yaptığı yazılı açıklamada, "Hakimlerimizin güvenliği, yargının güvenliğidir. Bu tür olaylar, hem adalete olan inancı sarsmakta hem de yargı mensuplarımızın üzerinde baskı oluşturmaktadır. Baro olarak meslektaşımızın yanındayız ve süreci yakından takip ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Hukukçular, bu tür tehditlerin sadece hakimi değil, tüm yargı sistemini hedef aldığına dikkat çekiyor. Emekli hakim ve hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bir hakime yönelik tehdit, aslında o hakimin önüne gelen tüm dosyalara yönelik bir müdahale girişimidir. Bu, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmaya yönelik bir saldırıdır. Devletin bu tür girişimlere karşı en sert yaptırımları uygulaması, caydırıcılık açısından büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Soruşturma kapsamında, yurt dışındaki bağlantıların da araştırıldığı, özellikle mesajların gönderildiği ülkelerdeki hatların kimler adına kayıtlı olduğunun tespiti için uluslararası adli işbirliği mekanizmalarının harekete geçirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda, organizasyonun finansal yapısının ve diğer üyelerinin belirlenmesine çalışılıyor.