Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bir siyasetçiye sosyal medyada yöneltilen 'pislik' sözünün hakaret suçu oluşturmadığına hükmetti. Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği mahkumiyet kararını bozan daire, kelimenin sözlük anlamına dayanarak eleştiri amacıyla kullanıldığını ve hakaret kastı bulunmadığını belirtti. Karar, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki denge açısından emsal niteliği taşıyor.
Olayın Geçmişi
Bir vatandaş, sosyal medya platformunda paylaştığı gönderide bir siyasetçi için 'pislik' ifadesini kullandı. Bunun üzerine siyasetçi, şikayette bulundu ve Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Mahkeme, sanığı 'hakaret' suçundan mahkum ederek para cezasına çarptırdı. Sanık avukatının temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi'ne taşındı.
Yargıtay'ın Gerekçesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bozma kararında önemli tespitlerde bulundu. Daire, 'pislik' kelimesinin sözlük anlamının 'çirkin, kötü, iğrenç' olduğunu ancak bu kelimenin günlük dilde sıklıkla bir durumu veya kişiyi olumsuz eleştirmek için kullanıldığını vurguladı. Somut olayda, sanığın kelimeyi bir siyasetçinin icraatını veya duruşunu eleştirmek için kullandığı, doğrudan kişiliğine yönelik bir aşağılama amacı taşımadığı kaydedildi. Ayrıca, kararda 'ifade özgürlüğünün demokratik toplumların temel değerlerinden olduğu' ve 'siyasetçilerin eleştiriye daha açık olması gerektiği' ilkesi hatırlatıldı.
Emsal Niteliği ve Tartışmalar
Yargıtay'ın bu kararı, sosyal medyada siyasetçilere yönelik ağır eleştirilerin hakaret sayılmadığı durumlar için emsal oluşturuyor. Hukukçular, kararın ifade özgürlüğünü genişletici yönde olduğunu ancak 'açıkça aşağılama ve küçük düşürme' içeren ifadelerle eleştiri sınırının belirlenmesinde zorluk yaşanabileceğini belirtiyor. Bazı kesimler ise kararın siyasetçilerin kişilik haklarını zedelediği eleştirisinde bulunuyor.
Dava sürecinde sanık, kelimenin sözlük anlamına dayanarak kullandığını ve hakaret kastının olmadığını savunmuştu. Yargıtay da bu savunmayı kabul ederek yerel mahkemenin kararını bozdu ve dosyayı yeniden görülmek üzere Ankara 41. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına uymak zorunda.
Karar, Türkiye'de ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki hassas dengede yeni bir çıta belirliyor. Özellikle siyasi tartışmaların yoğun olduğu sosyal medya ortamında, bu tür kararların emsal teşkil etmesi bekleniyor.