Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sosyal medya platformlarında bir siyasetçiye yönelik kullanılan 'pislik' ifadesinin hakaret suçu oluşturmadığına hükmetti. Daire, yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararını bozarak, ifadenin eleştiri sınırları içinde kaldığını belirtti. Kararın gerekçesinde, somut olaydaki sözün muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmadığı vurgulandı.
Davanın geçmişi
Sanık M.A., 2020 yılında bir sosyal medya paylaşımında dönemin milletvekili H.K.'ye yönelik 'pislik' ifadesini kullandı. Bunun üzerine H.K. şikayette bulundu ve yerel mahkeme, sanık hakkında hakaret suçundan 5 ay hapis cezası verdi. Ceza daha sonra adli para cezasına çevrildi. Ancak sanık avukatının temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay'a taşındı.
Kararın gerekçesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bozma kararında şu değerlendirmelere yer verdi: 'Hakaret suçunun oluşabilmesi için, fiilin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olması gerekir. Somut olayda kullanılan 'pislik' ifadesi, kaba ve nezaket dışı olmakla birlikte, doğrudan hakaret boyutuna ulaşmamıştır.' Daire, ifadenin olayın bütünü içinde bir eleştiri niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Kararda ayrıca, ifade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi vurgulandı. Yargıtay, özellikle siyasetçilerin halkın yoğun eleştirisine maruz kalabileceğini, bu nedenle eleştiri sınırlarının daha geniş yorumlanması gerektiğini belirtti.
Hukuki boyut
Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenleniyor. Buna göre, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövme suretiyle gerçekleşen eylemler cezalandırılıyor. Ancak Yargıtay, söz konusu ifadenin bu tanıma uymadığına karar verdi.
Bozma kararının ardından dosya yeniden yerel mahkemeye gönderilecek. Yerel mahkeme, Yargıtay'ın bozma ilamına uygun olarak ya davanın düşmesine ya da beraat kararı vermesi bekleniyor.
Bağlam ve değerlendirme
Bu karar, sosyal medyada siyasetçilere yönelik kullanılan ifadelerin hukuki sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıyor. Özellikle son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği 'hakaret' davalarında Yargıtay'ın ifade özgürlüğü lehine kararlar vermeye başladığı görülüyor. Uzmanlar, bu tür kararların ifade özgürlüğünün korunması adına olumlu olduğunu, ancak kaba ve ağır sözlerin de toplumsal nezaket sınırlarını zorlayabileceğini belirtiyor. Siyasetçilerin yoğun eleştiriye açık olması beklenirken, vatandaşların da ifadelerini seçerken ölçülü olması gerektiği ifade ediliyor.