Yargıtay, milyonlarca işçi ve memuru ilgilendiren emsal bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, hafta tatili ve resmi tatil günlerinin yıllık izin süresinden düşülmeyeceğini, bu günlerin ayrı olarak değerlendirilmesi gerektiğini hükme bağladı. Karar, yıllık izin planlamalarında işverenlere ve çalışanlara açıklık getiriyor.
Kararın içeriği
Yargıtay'ın ilgili dairesi, bir işçinin yıllık izin kullanımı sırasında hafta tatilinin izin süresinden sayılıp sayılmayacağına ilişkin uyuşmazlıkta emsal oluşturacak bir karar verdi. Kararda, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri hatırlatıldı. Buna göre, yıllık izin süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri dışında hesaplanmalıdır. Yani işçi, 14 günlük yıllık izin kullanıyorsa, bu süreye denk gelen cumartesi, pazar veya resmi tatiller eklenmez; izin süresi net 14 iş günü olarak uygulanır.
Kimleri kapsıyor?
Karar, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi tüm işçileri kapsıyor. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memurlar için de benzer düzenlemeler mevcut. Yani bu karar, özel sektör çalışanlarının yanı sıra kamu görevlilerini de yakından ilgilendiriyor. İş Kanunu'na göre, işçinin yıllık izin hakkı, işe başladığı tarihten itibaren deneme süresi de dahil olmak üzere bir tam yıl çalışma şartına bağlı. Bir yılını dolduran işçi, en az 14 iş günü yıllık izne hak kazanıyor. Bu süre, çalışma yılı arttıkça 20 ve 26 iş gününe kadar çıkabiliyor.
Uygulama nasıl olacak?
İşverenler, yıllık izin planlaması yaparken, izin süresi içinde denk gelen hafta tatillerini ve resmi tatilleri ayrıca değerlendirecek. Örneğin, işçi 14 Mayıs-27 Mayıs tarihleri arasında yıllık izne ayrıldıysa, bu dönemdeki cumartesi, pazar günleri ve 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gibi resmi tatiller yıllık izinden sayılmayacak. İşçi, belirtilen tarihlerde fiilen izin kullanmış olsa da, bu günler yıllık izin süresine eklenmeyecek. Uygulama, özellikle izin süresinin hesaplanmasında işverenlerin dikkatli olmasını gerektiriyor.
Bağlam ve değerlendirme
Bu karar, daha önce işçi aleyhine sonuçlanan bazı davalara emsal teşkil ediyor. Mevcut uygulamada bazı işverenler, hafta tatillerini yıllık izinden sayarak işçinin fiilen daha az dinlenmesine neden olabiliyordu. Yargıtay'ın kararı, işçi lehine yorumlanarak çalışma barışına katkı sağlayacak. Ancak bu durum, işverenler için ek maliyet anlamına gelebilir; zira resmi tatillerin ücretli izin olarak ödenmesi gerekecek. Türkiye'de halen iş kanunu uyuşmazlıklarının yoğun olduğu bir dönemde, bu tür kararlar işçi-işveren ilişkilerinde dengeyi yeniden kurmayı hedefliyor.