Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davalarında kusur oranlarının belirlenmesine ilişkin emsal niteliğinde bir karara imza attı. Bir aile mahkemesinde görülen davada, eşine psikolojik şiddet uygulayan ve sürekli kahvehanede vakit geçirerek evi maddi ve manevi olarak ihmal eden koca, Yargıtay tarafından 'ağır kusurlu' bulundu. Karar, Türkiye'deki boşanma davalarında eşlerin sosyal alışkanlıklarının kusur değerlendirmesinde nasıl ele alınacağı konusunda önemli bir referans noktası oluşturdu.
Davanın perde arkası
Dava, İstanbul'da yaşayan bir çift arasında geçti. Kadın, eşinin sürekli kahvehaneye giderek evle ilgilenmediğini, kendisine psikolojik şiddet uyguladığını ve evin geçimine katkıda bulunmadığını iddia ederek boşanma talebinde bulundu. İlk derece mahkemesi, erkeğin kusurlu olduğuna hükmetti, ancak kusur oranını 'orta' düzeyde değerlendirdi. Kadın tarafının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin eylemlerinin 'ağır kusur' oluşturduğuna karar verdi.
Kararın gerekçesi
Yargıtay kararında, erkeğin sürekli kahvehanede vakit geçirmesinin evlilik birliğinin yükümlülüklerini ihmal olarak değerlendirildi. Ayrıca, eşine yönelik psikolojik şiddetin, Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' kapsamında ağır kusur sayıldığı vurgulandı. Kararda, 'Eşin sürekli olarak kahvehaneye gitmesi ve evle ilgilenmemesi, maddi ve manevi desteği sağlamaması, diğer eşe psikolojik şiddet uygulaması, ağır kusur teşkil eder' ifadelerine yer verildi.
Emsal karar ne anlama geliyor?
Bu karar, boşanma davalarında kusur oranlarının belirlenmesinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. Artık eşlerden birinin sosyal alışkanlıkları (kahvehane, arkadaş buluşmaları, hobiler) evlilik birliğini ihmal boyutuna ulaştığında ağır kusur olarak değerlendirilebilecek. Avukatlar, kararın özellikle maddi ve manevi tazminat miktarlarını da etkileyeceğini belirtiyor. Ağır kusurlu taraf, daha yüksek tazminat ödemek zorunda kalabilir.
Uzmanlardan yorumlar
Hukukçular, kararın toplumsal cinsiyet rolleri açısından da önemli olduğunu düşünüyor. Geleneksel olarak erkeğin kahvehanede vakit geçirmesi normal karşılanırken, bu karar, bu tür eylemlerin evlilik birliğine zarar verebileceğini hukuken tescil etti. Psikologlar ise sürekli kahvehane gibi ortamlarda vakit geçirmenin çiftler arası iletişimi zayıflattığını ve psikolojik şiddete zemin hazırladığını vurguluyor.
Boşanma davalarında kusur oranının belirlenmesi, nafaka ve tazminat miktarlarını doğrudan etkilediği için bu karar, benzer durumdaki birçok dava için emsal teşkil edecek. Yargıtay'ın bu kararı, toplumsal alışkanlıkların hukuki sonuçlar doğurabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekici. Bundan sonraki süreçte, alt mahkemelerin benzer olaylarda bu kararı referans alması bekleniyor.