Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında eşine sürekli hakaret eden ve yemeklerini beğenmeyen kocayı ağır kusurlu bularak verilen kararı onadı. Ankara'da görülen davada, kadın eşinin kendisine "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek hakaret ettiğini öne sürdü. Yerel mahkeme, kocayı ağır kusurlu bularak boşanmaya karar verdi. Kocanın temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak onadı.
Yargıtay'ın Değerlendirmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararında, eşe yönelik aşağılayıcı sözlerin ve yemeklerin sürekli eleştirilmesinin evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar olduğunu vurguladı. Daire, "Koca, eşinin kişilik haklarına saldırmış, onu küçük düşürmüştür. Bu tür sözler karşısında kadının boşanma talebi haklıdır" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, erkeğin bu davranışlarının ağır kusur teşkil ettiğini ve boşanmaya neden olduğunu belirtti.
Davaya Konu Olay
Dava dosyasına göre, çift 2013 yılında evlendi. Kadın, eşinin evlilikleri boyunca sürekli olarak kendisini aşağıladığını, yemeklerini beğenmediğini ve "zehirli" gibi ifadeler kullandığını iddia etti. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle 2018 yılında boşanma davası açıldı. Yerel mahkeme, kadının tanıklarını dinledi ve erkeğin sözlerini kanıtlanmış kabul ederek boşanmaya hükmetti. Koca, kararı temyiz etti ancak Yargıtay yerel mahkemenin gerekçesini yeterli buldu.
Emsal Karar Niteliği
Hukukçular, Yargıtay'ın bu kararının, benzer boşanma davalarında emsal oluşturacağını belirtiyor. Özellikle evlilik içi hakaret ve aşağılama davranışlarının boşanmada ağır kusur sayılması, mağdur tarafın tazminat taleplerini de güçlendiriyor. Karar, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında değerlendirildi. Bu maddeye göre, eşlerden birinin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan kusurlu davranışları boşanma sebebi sayılıyor.
Uzmanlar, bu kararla birlikte mahkemelerin, eşler arasındaki duygusal istismar ve hakaret içeren sözleri boşanma gerekçesi olarak daha kolay kabul edebileceğini ifade ediyor. Öte yandan, karar kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Birçok kişi sosyal medyada kararı desteklerken, evliliklerde saygı ve sevginin önemine vurgu yaptı.
Bağımsız bir değerlendirme yapacak olursak, Yargıtay'ın bu kararı, aile içi şiddetin sadece fiziksel değil, sözel boyutunu da dikkate alarak adaletin sağlanması açısından önemli bir adım. Evlilik birliğinin temelinde karşılıklı saygı ve sevgi bulunduğu unutulmamalıdır. Bu tür kararlar, toplumda sağlıklı iletişimin önemini hatırlatmakta ve mağdurların hak arayışını cesaretlendirmektedir.