İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının duruşmaları bugün yeniden başlarken, Türkiye gündeminde bir kez daha hukuka aykırı tutukluluk kararları tartışılıyor. Yargıtay, geçtiğimiz yıllarda Ergenekon davası kapsamında verdiği kararlarla gündeme gelen hakimlere, hukuka aykırı tutukluluk kararı vererek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 20 yıl 3 ay hapis cezası vermişti. Bu karar, Türk yargı tarihinde emsal niteliği taşırken, bugün İBB davasında benzer bir sürecin yaşanmaması için hukukçular uyarılarda bulunuyor.
Yargıtay'ın Kararı: Hakimler için Emsal Nitelikte
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Ergenekon davasında görev alan ve dönemin kararlarına imza atan hakimler hakkında verdiği kararda, tutuklama kararlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve bu nedenle kişi hürriyetinin ihlal edildiğini belirtti. Karar, 2013 yılında başlayan ve uzun süren yargılama sürecinin ardından 2023 yılında kesinleşti. Bu kararla birlikte, hukuka aykırı tutuklama kararı veren hakimlerin yargılanması ve cezalandırılmasında önemli bir emsal oluşturuldu.
Kararda, dönemin önemli isimleri olan hakimler hakkında verilen hapis cezalarının, yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü açısından taşıdığı önem vurgulandı. Yargıtay, kararı gerekçelendirirken, tutuklama tedbirinin ancak güçlü suç şüphesi ve kaçma şüphesi gibi yasal nedenlere dayanması gerektiğinin altını çizdi. Ergenekon davasında ise bu şartların oluşmadığı, aksine sanıkların ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkını kullanmaları nedeniyle cezalandırılmaya çalışıldığı değerlendirildi.
İBB Davası ve Yargıtay Kararının Önemi
Bugün görülmeye başlanan İBB davası, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve bazı belediye yetkilileri hakkında açılan dava, siyasi bir kumpas olarak nitelendiriliyor. Özellikle sosyal medyada ve muhalefet partileri tarafından, Ergenekon davasına benzer şekilde hukuka aykırı uygulamaların tekrarlanmaması için Yargıtay kararı hatırlatılıyor.
Hukukçular, İBB davasında tutuklama kararı verilmesi durumunda, bu kararın Yargıtay'ın emsal kararıyla çelişeceği görüşünde. Avukatlar, müvekkillerinin adil yargılanma hakkının korunması için bu kararın dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, bu davanın Türkiye'nin uluslararası itibarı açısından da büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları da dahil olmak üzere, hukuka aykırı tutuklamaların tazminat ve adil yargılanma hakkı ihlali kapsamında değerlendirildiği biliniyor.
Öte yandan, İBB davasının görülmeye başlanması, muhalefet cephesinde protestolarla karşılandı. Birçok ilde basın açıklamaları yapılırken, davanın siyasi bir yargılama olduğu eleştirileri yükseliyor. Hükümet yetkilileri ise yargının bağımsız olduğunu savunarak, herkesin yargı kararlarına saygı duyması gerektiğini belirtiyor.
Yargıtay'ın Ergenekon kararı, yalnızca geçmişte yaşanan bir adaletsizliğin tescili olarak kalmıyor; aynı zamanda gelecekteki davalar için de bir uyarı niteliği taşıyor. Hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi, benzer hataların tekrarlanmaması ve toplumsal güvenin sağlanması açısından bu tür emsal kararların önemi büyük.
İBB davasının nasıl sonuçlanacağı merakla beklenirken, tüm gözler mahkemenin tutuklama ve diğer ara kararlarına çevrilmiş durumda. Yargıtay'ın emsal kararının, mahkeme heyeti tarafından dikkate alınıp alınmayacağı, Türkiye'de hukukun üstünlüğü açısından belirleyici olacak.