Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bir boşanma davasında 'Seni sevmiyorum, sevgim bitti' ifadesini kullanan kadını kusurlu buldu. Dairenin emsal niteliğindeki kararı, duygusal soğumanın boşanma sebebi sayılıp sayılamayacağına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Karar, Türk Medeni Kanunu kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması kavramına yeni bir yorum getiriyor.
Davanın geçmişi
İstanbul'da görülen boşanma davasında erkek, eşinin sürekli olarak "seni sevmiyorum" dediğini ve bu sözlerin kendisini psikolojik olarak yıprattığını ileri sürerek boşanma talebinde bulundu. Kadın ise duygularının zamanla değişebileceğini, sevginin zorla devam ettirilemeyeceğini savundu. Yerel mahkeme, erkeğin davasını reddederek "sevginin bitmesinin kusur sayılamayacağına" hükmetti.
Yargıtay'ın değerlendirmesi
Kararı temyiz eden erkeğin başvurusunu inceleyen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Daire, evlilik birliğinin temelinde sevgi ve saygının bulunduğunu, bunun ortadan kalkmasının "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" anlamına geldiğini belirtti. Kararda, "Sevginin bittiğini söyleyen eş, bu ifadesiyle evlilik bağını zedeler ve kusurlu hale gelir" ifadelerine yer verildi.
Emsal kararın hukuki boyutu
Hukukçulara göre karar, özellikle duygusal soğuma gerekçesiyle açılan davalarda önemli bir referans oluşturacak. Avukat Ali Yılmaz, "Yargıtay, sevginin evliliğin olmazsa olmazı olduğunu vurguluyor. Artık eşlerden biri 'sevmiyorum' derse, bu doğrudan kusur olarak değerlendirilecek" dedi. Ancak her davanın kendi koşullarında değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.
Toplumsal yansımalar ve tartışmalar
Karar, sosyal medyada geniş yankı buldu. Kimi kullanıcılar "Sevgi zorla sürdürülmez" derken, kimileri "Evlilik kurumunun ciddiyeti korunmalı" görüşünü savundu. Psikolog Dr. Ayşe Demir, "Duygusal ihtiyaçların iletişim yoluyla çözülmesi gerekirken, mahkeme kararıyla sevginin beyanının kusur sayılması evliliği daha da zorlaştırabilir" değerlendirmesini yaptı.
Yargıtay'ın bu emsal kararı, duygusal faktörlerin hukuk sisteminde nasıl ele alınması gerektiğine dair önemli bir tartışma başlatmış durumda. Önümüzdeki dönemde alt mahkemelerin bu kararı nasıl uygulayacağı merakla bekleniyor.