Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasında emsal nitelikte bir karara imza attı. Maaşını evin geçimine harcamayan ve çocuklarının cebinden harçlıklarını alan bir baba, ''ağır kusurlu'' kabul edildi. Karar, aile hukukunda mali sorumlulukların ihmalinin boşanmada kusur değerlendirmesine etkisini netleştirmesi açısından önem taşıyor.
Davanın Geçmişi
Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift, karşılıklı olarak boşanma davası açtı. Yerel mahkeme, tarafları eşit kusurlu bularak boşanmaya hükmetti. Ancak karar, Yargıtay'a taşındı. Yüksek mahkeme, dosyayı incelerken özellikle babanın mali tutumunu mercek altına aldı. İddiaya göre, baba düzenli olarak maaşını evin ihtiyaçlarına harcamıyor, bunun yerine kendi kişisel harcamalarına yönlendiriyordu. Ayrıca, çocuklarının harçlıklarını aldığı da belirlendi.
Yargıtay'ın Gerekçesi
Yargıtay, babanın bu davranışlarını ağır kusur olarak nitelendirdi. Kararda, ''Eşlerin birbirine ve çocuklarına karşı mali sorumluluklarını yerine getirmemesi, evlilik birliğinin temel yükümlülüklerinin ihlalidir. Maaşını aile geçimine harcamayan ve çocuklarının harçlığını alan koca, ağır kusurludur'' ifadelerine yer verildi. Böylece, alt mahkemenin eşit kusur tespiti bozuldu ve dosyanın yeniden değerlendirilmesi istendi.
Avukatlar Ne Diyor?
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan hukukçular, kararın aile hukuku açısından emsal teşkil ettiğini belirtiyor. Avukat Mehmet Yılmaz, ''Bu karar, özellikle kadınların ekonomik şiddete maruz kaldığı durumlarda önemli bir referans olacak. Ailenin geçimini sağlamayan eş, boşanmada ağır kusurlu sayılabilecek'' dedi. Kararın, benzer davalarda alt mahkemelere yol göstermesi bekleniyor.
Toplumsal Yansımalar
Uzmanlar, kararın toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Aile içi mali sorumlulukların sadece erkeğe ait olmadığı, ancak bu örnekte olduğu gibi kötü niyetli kullanımının yaptırıma tabi tutulması gerektiği ifade ediliyor. Son olarak, benzer durumdaki ailelerin hukuki destek alması öneriliyor. Yargıtay'ın bu kararı, aile içi mali istismarın önlenmesi açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.