Bursa'da görülen bir boşanma davasında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sürekli kahvehanede arkadaşlarıyla vakit geçirerek evini ihmal eden kocayı ağır kusurlu buldu. Karar, boşanma davalarında eşlerin günlük alışkanlıklarının kusur belirlemede etkili olabileceğini gösteren emsal bir nitelik taşıyor. Yerel mahkemenin boşanmaya karar verdiği ancak tarafların kusur durumunu eşit saydığı davada, Yargıtay erkeğin kahvehane alışkanlığını 'evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmemek' olarak değerlendirdi ve kararı bozdu.
Kararın detayları
Bursa'da yaşayan çift, evliliklerinin ilk yıllarından itibaren tartışmalı bir ilişki yürüttü. Kadın, kocasının neredeyse her gün iş çıkışı doğrudan kahvehaneye gittiğini, geç saatlere kadar arkadaşlarıyla oyun oynayıp sohbet ettiğini, eve geldiğinde ise yorgun olduğu gerekçesiyle ilgilenmediğini iddia etti. Mahkemeye sunulan tanık ifadeleri ve mesaj kayıtları, erkeğin haftada en az beş gününü kahvehanede geçirdiğini, ev işlerine ve çocuk bakımına katkıda bulunmadığını ortaya koydu. Yerel mahkeme, çiftin boşanmasına karar verirken her iki tarafı da eşit kusurlu saydı. Kadının avukatı, kararı temyiz ederek erkeğin ağır kusurlu olduğunu savundu.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesinde, erkeğin kahvehane alışkanlığının 'evlilik birliğinin temel yükümlülüklerini ihmal' anlamına geldiğine hükmetti. 'Kocanın sürekli olarak kahvehanede vakit geçirmesi, eşine ve çocuklarına yeterli ilgiyi göstermemesi, ev işlerine yardım etmemesi, birlikte vakit geçirmekten kaçınması, evlilik birliğinin sarsılmasında ağır kusur oluşturur' ifadelerine yer verilen kararda, erkeğin bu davranışının 'eşine saygısızlık' ve 'evlilik görevlerini yerine getirmeme' olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Daire, bu nedenle yerel mahkemenin kusur eşitliği kararını bozarak dosyayı yeniden değerlendirilmek üzere geri gönderdi.
Toplumsal bir yansıma
Uzmanlar, kararın toplumsal cinsiyet rolleri açısından önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Kahvehane kültürü, özellikle küçük şehirlerde ve kırsal bölgelerde erkeklerin sosyalleşme alanı olarak yaygın görülüyor. Ancak bu alışkanlığın evlilik üzerindeki olumsuz etkileri sıklıkla göz ardı edilebiliyor. Yargıtay'ın emsal kararı, boşanma davalarında erkeğin günlük alışkanlıklarının tek başına kusur sayılabileceğini gösteriyor. Avukatlar, benzer durumdaki kadınların bu karar sayesinde daha güçlü bir hukuki dayanağa sahip olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, bazı hukukçular kararın geniş yorumlanması halinde 'kişisel özgürlükler' ile 'evlilik görevleri' arasında bir denge kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Her bireyin dinlenme ve sosyalleşme hakkı olduğunu ancak bu hakkın eşi ve aileyi ikinci plana atmamayı gerektirdiğini belirtiyorlar. Karar, boşanma davalarında kusur belirleme kriterlerini genişleten önemli bir içtihat olarak kayıtlara geçti.