Kocaeli'de 2021 yılında yeni doğan bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren anneye verilen müebbet hapis cezası, Yargıtay tarafından bozuldu. Yüksek mahkeme, sanığın olay sırasında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Kararın ardından sanık yeniden hakim karşısına çıktı.
Olayın Geçmişi ve İlk Mahkeme Kararı
Olay, 2021 yılında Kocaeli'de meydana geldi. İddiaya göre, bir anne henüz yeni doğmuş bebeğini 9 ayrı yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından tutuklanan anne hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'alt soya karşı kasten öldürme' suçundan dava açıldı. Yerel mahkeme, sanığı suçun niteliği ve delil durumunu dikkate alarak müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararda, sanığın olay sırasındaki ruhsal durumunun suçu etkileyecek boyutta olmadığı yönünde kanaat belirtildi.
Yargıtay'ın Bozma Gerekçesi
Dosyayı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin kararını temyiz etti. Yargıtay ilgili ceza dairesi, yaptığı değerlendirmede sanığın olay sırasında 'geçici olarak ayırt etme gücünü kaybedip kaybetmediği' konusunun yeterince araştırılmadığı sonucuna vardı. Yüksek mahkeme, bu hususun Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ve sanığın olay öncesi ve sonrası davranışları birlikte değerlendirilerek tespit edilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu. Bozma kararı, sanığın cezai sorumluluğunun yeniden belirlenmesi anlamına geliyor.
Yeniden Yargılama Süreci
Yargıtay'ın bozma kararının ardından dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildi. Sanık, yeniden hakim karşısına çıktı. Yeni duruşmada mahkemenin, sanığın olay anındaki ruhsal durumuna ilişkin bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını dikkate alması bekleniyor. Dava sürecinde sanığın akıl sağlığına dair daha önce alınan raporlar ile Yargıtay'ın işaret ettiği 'geçici ayırt etme gücü kaybı' arasındaki ilişki tartışılacak. Hukukçular, bu tür davalarda ceza ehliyetinin belirlenmesinin cezanın türü ve süresi açısından kritik olduğunu vurguluyor.
Yasal Çerçeve ve Benzer Davalar
Türk Ceza Kanunu'nun 18. maddesine göre, fiilin işlendiği sırada akıl hastalığı nedeniyle veya geçici bir nedenle ayırt etme gücünü kaybeden kişiye ceza verilmez; ancak bu durumun tespiti halinde sanık hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir. Somut olayda Yargıtay, sanığın olay anındaki zihinsel durumunun uzman raporlarıyla netleştirilmesini istedi. Benzer davalarda mahkemeler, doğum sonrası psikolojik sorunlar, ağır stres veya psikoz gibi durumları göz önünde bulundurarak ceza indirimi veya ceza verilmemesi yönünde kararlar verebiliyor. Bu dava, ceza adaletinde bilirkişilik ve ruh sağlığı değerlendirmesinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Kamuoyu ve Uzman Görüşleri
Karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bazı kesimler, bebek ölümlerinin faillerinin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini savunurken, hukukçular Yargıtay'ın bozma kararının usul ve adil yargılanma hakkı açısından yerinde olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, annenin olay sırasındaki ruh halinin bilimsel yöntemlerle ortaya konmasının, hem sanığın hem de toplumun adalet duygusunun tatmini için gerekli olduğunu belirtiyor. Dava, ceza yargılamasında 'geçici ayırt etme gücü kaybı' kavramının nasıl yorumlanacağına dair emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Yargıtay'ın bozma kararı, ceza davalarında bilirkişi raporlarının ve sanığın olay anındaki psikolojik durumunun titizlikle incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Yerel mahkemenin vereceği yeni karar, sanığın cezai sorumluluğunun derecesini belirleyecek. Dava, yeni doğan bebeklerin korunması ve ruh sağlığı hizmetlerinin önemi açısından da toplumsal bir tartışma başlatmış durumda.