ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, Ukrayna savaşını sona erdirmeyi amaçlayan bir teklifle dün Moskova'ya geldi. Diplomatik kaynaklara göre, akşam saatlerine kadar süren görüşmelerde ABD heyeti, Donbas bölgesinin tampon bölge ilan edilmesini ve tarafların cephe hattından 30'ar kilometre geri çekilmesini öngören bir plan sundu. Kremlin'den henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Görüşmelerin detayları
Moskova'ya iniş yapan Witkoff ve Kushner, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Görüşme, başkentte akşam saatlerine kadar devam etti. ABD'li yetkililer, teklifin ana hatlarını şöyle özetledi: Donbas'ta geniş bir tampon bölge oluşturulacak ve her iki ordunun mevcut cephe hattından 30 kilometre geri çekilmesi sağlanacak. Bu adımın, çatışmaların durdurulması ve müzakereler için zemin hazırlanması amacıyla tasarlandığı belirtiliyor.
Görüşmeye ilişkin ayrıntılar netleşmezken, ABD heyetinin teklifinin Ukrayna tarafıyla da koordine edildiği öne sürülüyor. Ancak Kiev'den konuya dair henüz bir açıklama yapılmadı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, görüşmelerin içeriğine dair soruları yanıtsız bıraktı.
Teklifin kapsamı ve tarafların tutumu
ABD'nin önerisi, savaşın başlangıcından bu yana en kapsamlı ateşkes planlarından biri olarak değerlendiriliyor. Tampon bölge fikri, daha önce çeşitli uluslararası platformlarda tartışılmış ancak hayata geçirilememişti. 30 kilometrelik geri çekilme, ağır silahların menzilini azaltarak sivil kayıpları önlemeyi hedefliyor. Askeri uzmanlar, böyle bir geri çekilmenin her iki taraf için de lojistik ve stratejik zorluklar barındırdığını belirtiyor.
Rusya'nın teklife nasıl yanıt verdiği bilinmiyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, görüşmeyi doğrulamakla yetindi ve "Temaslar devam ediyor" demekle yetindi. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi'nden yapılan kısa açıklamada ise "Başkan Trump, savaşın bir an önce sona ermesi için tüm kanalları kullanıyor" ifadelerine yer verildi.
Arka plan: Witkoff ve Kushner'ın rolleri
Steve Witkoff, Trump'ın 2024 seçim kampanyası sırasında dış politika danışmanı olarak öne çıkmış, göreve geldikten sonra Orta Doğu ve Ukrayna dosyalarında özel temsilci olarak görevlendirilmişti. Jared Kushner ise Trump'ın ilk başkanlık döneminde Orta Doğu barış planıyla adını duyurmuş, İbrahim Anlaşmaları'nda kilit rol oynamıştı. İkilinin Moskova ziyareti, Beyaz Saray'ın Ukrayna savaşını sonlandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Trump, seçim öncesi vaatlerinde savaşı "24 saat içinde" bitireceğini söylemişti. Ancak göreve geldikten sonra bu süre uzadı ve karmaşık müzakereler gerektiği ortaya çıktı. ABD'nin şu ana kadar Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımın geleceği de belirsizliğini koruyor. Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi isimler, yardımların kesilmesi çağrısı yaparken, Demokratlar Ukrayna'nın yalnız bırakılmaması gerektiğini savunuyor.
Uluslararası tepkiler ve sonraki adımlar
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, gelişmeyi "dikkatle izlediklerini" belirterek, "Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü temelinde bir barış olmalı" dedi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise yaptığı açıklamada, ittifakın Ukrayna'ya desteğinin süreceğini yineledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, son açıklamalarında ateşkese açık olduklarını ancak toprak tavizinin söz konusu olamayacağını vurgulamıştı. Donbas'ın tampon bölge ilan edilmesi, Kiev için siyasi olarak hassas bir konu. Bölge, 2014'ten bu yana fiilen ayrılıkçı güçlerin kontrolünde ve Rusya tarafından ilhak edilmiş durumda.
Moskova görüşmelerinin ardından ABD heyetinin Kiev'e giderek Ukraynalı yetkililerle bir araya gelmesi bekleniyor. Beyaz Saray'dan yapılan bilgilendirmede, "Sürecin şeffaf ve kapsayıcı olması için tüm taraflarla temas halindeyiz" denildi. Ancak görüşmelerin ne kadar süreceği ve somut bir sonuç çıkıp çıkmayacağı belirsiz.
Uzmanlar, böyle bir planın uygulanmasının zorluğuna işaret ediyor. Cephe hattının 30 kilometre geri çekilmesi, askeri dengeyi değiştirebilir ve her iki tarafın da güvenlik garantileri talep etmesine yol açabilir. Ayrıca, tampon bölgenin kim tarafından denetleneceği sorusu yanıtsız. AGİT veya BM gibi uluslararası bir gücün görevlendirilmesi seçenekler arasında. Fakat Rusya'nın bu tür bir uluslararası misyona sıcak bakmadığı biliniyor.
ABD'nin teklifi, savaşın gidişatını değiştirebilecek bir adım olarak görülse de, tarafların öncelikleri arasındaki farklar hâlâ büyük. Kiev, toprak bütünlüğünden taviz vermeyeceğini, Moskova ise yeni gerçekleri kabul ettirmeye çalışıyor. Witkoff ve Kushner'ın Moskova'dan eli boş dönüp dönmeyeceği, önümüzdeki günlerde netleşecek. Uluslararası kamuoyu, bu temasların savaşı sonlandırmada gerçek bir iradeyi yansıtıp yansıtmadığını sorguluyor. Diplomatik çabaların başarısı, yalnızca tarafların esnekliğine değil, aynı zamanda dış aktörlerin baskısına da bağlı görünüyor.