Bir okuyucumuzdan gelen soru, Bağ-Kur tescil davalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Ali İhsan S. isimli vatandaş, 1 Haziran 1999 ile 20 Mayıs 2000 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğunu ancak bu dönemde Bağ-Kur kaydının bulunmadığını belirterek, dava açması halinde tescil şansının olup olmadığını sordu. Konu, sosyal güvenlik hukukunda sıkça tartışılan bir alana işaret ediyor: vergi kaydı olan kişilerin Bağ-Kur’a tescil edilmesi için mahkeme yoluna başvurması.
Dava açmak tescil için yeterli mi?
Uzmanlara göre, vergi mükellefiyeti bulunan ancak Bağ-Kur kaydı olmayan kişilerin dava açması, belirli koşullar altında tescil almalarını sağlayabilir. Özellikle 1999-2000 dönemine ait sigorta başlangıcı, kişilerin emeklilik yaşını ve primi etkilediği için büyük önem taşıyor. Yargıtay’ın bu konuda vermiş olduğu emsal kararlar, vergi mükellefiyetinin Bağ-Kur tescilini otomatik olarak doğurmadığı, ancak kişinin sigortalılığını ispat etmesi halinde tescilin mümkün olduğu yönünde.
Ali İhsan S.’nin durumunda, vergi kaydıyla birlikte fiilen Bağ-Kur kapsamında çalıştığını kanıtlaması gerekiyor. Mahkemeye sunulacak belgeler arasında vergi levhası, o döneme ait fatura veya sözleşmeler, tanık ifadeleri yer alabilir. Ancak sadece vergi mükellefiyeti, Bağ-Kur tescili için yeterli değildir; kişinin sigortalı sayılması için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından tescil edilmiş olması gerekir.
Geçmiş dönem tescilleri için süre sınırı var mı?
Zaman zaman gündeme gelen bir diğer konu ise dava açmak için süre sınırı. Genel olarak, Bağ-Kur tescil davalarında 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanıyor. Bu sürenin başlangıcı, kişinin tescil edilmediğini öğrendiği tarihten itibaren işliyor. Ali İhsan S.’nin vergi kaydı 2000 yılında sona erdiği için, 2010 yılına kadar dava açma hakkı bulunuyordu. Ancak bu sürenin geçmiş olması, umudunu tamamen kaybetmesi anlamına gelmiyor. Mahkemeler, istisnai durumlarda hakkaniyet ilkesi gereği süreyi esnetebiliyor.
Özellikle SGK’nın kişiyi bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği hallerde, mahkemeler zamanaşımı defini dikkate almayabiliyor. Bu noktada, Ali İhsan S.’nin dava dilekçesinde, Bağ-Kur’a tescil için başvurduğunu ve reddedildiğini belirterek süreci başlatması tavsiye ediliyor.
Emeklilik hesaplarına etkisi
1999-2000 arasındaki sigorta başlangıcı, 8 Eylül 1999 sonrası için farklı kurallar getiren 4447 sayılı Kanun sonrası döneme denk geliyor. Bu tarihten sonra sigortalı olanlar için emeklilik yaşı ve prim gün sayısı değişti. Eğer Ali İhsan S., bu dönemi Bağ-Kur tesciline kavuşturursa, emeklilik şartlarını erken sağlayabilir. Ancak aradan geçen 20 yılı aşkın süre, prim borcu birikmesine de yol açabilir. Davayı kazanması halinde, SGK’nın primleri geçmişe dönük olarak tahsil etme hakkı bulunuyor.
Sonuç olarak, Bağ-Kur tescil davası açmak, özellikle somut deliller varsa, geçmiş dönemde sigortalı sayılma ihtimalini doğuruyor. Ali İhsan S.’nin öncelikle bir sosyal güvenlik avukatına danışarak, elindeki belgeleri değerlendirmesi ve dava sürecini başlatması öneriliyor. Bu tür davalar, sigortasız geçen yılların telafisi için önemli bir fırsat sunuyor.