Muş'un Varto ilçesinde yapılması planlanan jeotermal kaynak arama projesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 'ÇED Gerekli Değildir' kararı, Muş İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Mahkeme, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğine hükmederek yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar, bölgedeki çevreciler ve yerel halk tarafından sevinçle karşılandı.
Mahkeme Kararının Gerekçesi
Muş İdare Mahkemesi, Varto ilçesi sınırlarında yapılması planlanan jeotermal kaynak arama sondajı için verilen 'ÇED Gerekli Değildir' kararını hukuka aykırı buldu. Mahkeme, projenin bulunduğu bölgenin tarım ve hayvancılık açısından önemli bir alan olduğunu, ayrıca yer altı su kaynakları ve doğal yaşam üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirtti. Kararda, projenin çevresel etki değerlendirmesinin usulüne uygun yapılmadığı ve eksik bilimsel raporlara dayandığı vurgulandı.
Dava, bölgede yaşayan vatandaşlar ve çevre örgütlerinin başvurusu üzerine açılmıştı. Mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı vererek projenin ruhsat aşamasında askıya alınmasını sağladı. Bu karar, benzer projeler için de emsal teşkil edecek nitelikte.
Bölge Halkı ve Çevrecilerden Tepkiler
Karar sonrası Varto'da sevinç gösterileri düzenlendi. Bölge sakinleri, jeotermal sondajın tarım arazilerine, meralara ve su kaynaklarına zarar vereceğini savunuyordu. Varto Ziraat Odası Başkanı, 'Bu karar, doğamızın ve geçim kaynağımızın korunması adına önemli bir adım. Jeotermal arama faaliyetleri sırasında kullanılan kimyasalların yer altı sularına karışma riski yüksekti. Mahkeme bu riski gördü.' dedi.
Çevre örgütleri ise kararı 'doğa savunuculuğunun zaferi' olarak nitelendirdi. Bölgede nadir bulunan bazı bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı, ayrıca göç yolları üzerinde bulunduğu belirtiliyor. Uzmanlar, jeotermal sondajın bu ekosistemi geri dönüşü olmayan şekilde bozabileceği uyarısında bulunuyordu.
Projenin Arka Planı ve Hukuki Süreç
Jeotermal kaynak arama projesi, ilk olarak 2022 yılında gündeme gelmişti. Proje kapsamında Varto'nun kırsal mahallelerinden birinde sondaj çalışmaları yapılması planlanıyordu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2023 yılında projeye 'ÇED Gerekli Değildir' kararı vererek süreci hızlandırmıştı. Ancak bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları, kararın iptali için Muş İdare Mahkemesi'ne dava açtı.
Dava sürecinde bilirkişi raporları, projenin çevresel etkilerinin hafife alındığını ortaya koydu. Raporda, sondaj sırasında çıkarılacak jeotermal akışkanın içerdiği ağır metaller ve tuzların tarım arazilerine ve su kaynaklarına zarar verebileceği belirtildi. Ayrıca, proje alanının yakınında bulunan yerleşim yerlerinde hava ve gürültü kirliliği riski de vurgulandı. Mahkeme, bu raporları dikkate alarak yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Kararın Olası Etkileri ve Gelecek Süreç
Bu karar, Türkiye genelinde benzer jeotermal ve madencilik projelerine karşı yürütülen hukuki mücadeleler için önemli bir emsal oluşturuyor. Çevre hukuku uzmanları, mahkemenin 'ÇED Gerekli Değildir' kararlarının bilimsel verilere dayanması gerektiğini vurguladığını belirtiyor. Karar, aynı zamanda yerel halkın katılımının ve itiraz hakkının önemini de gösteriyor.
Proje sahibi firmanın karara itiraz hakkı bulunuyor. Firma, bir üst mahkemeye başvurarak kararı temyiz edebilir. Ancak uzmanlar, mahkemenin gerekçesinin güçlü olduğunu ve temyiz sürecinin de uzun sürebileceğini ifade ediyor. Bu arada, bölgede jeotermal arama faaliyetleri durdurulmuş durumda.
Varto Belediye Başkanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'İlçemizin doğal güzelliklerini ve tarım potansiyelini korumak önceliğimizdir. Mahkeme kararı, bu yönde atılmış önemli bir adımdır. Bundan sonra da bölgemizde çevreye zarar verebilecek her türlü projeye karşı hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz.' dedi.
Karar, çevre hareketi için moral kaynağı olurken, enerji yatırımları açısından ise dikkatli olunması gerektiğini gösteriyor. Jeotermal enerji, yenilenebilir ve temiz bir kaynak olarak kabul edilse de, yanlış planlama ve denetimsizlik durumunda çevresel tahribata yol açabiliyor. Bu nedenle, benzer projelerde ÇED süreçlerinin şeffaf ve katılımcı yürütülmesi büyük önem taşıyor.