ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail hükümetindeki bazı isimlerin İran ile savaşın devam etmesi için Amerikan kamuoyunu etkilemeye çalıştığını öne sürdü. Vance, İsrail'in etkisi olmasaydı ABD'nin son İran savaşına girmeyebileceğini belirterek iki ülke arasındaki görüş ayrılığını gözler önüne serdi.
Vance'in İddiaları ve Arka Plan
JD Vance, Fox News'e verdiği röportajda, İsrailli bazı yetkililerin ABD'nin ulusal çıkarlarına aykırı şekilde kamuoyunu yönlendirdiğini ifade etti. Vance, "İran konusunda savaşın sürmesini isteyenler, ne yazık ki Amerikan kamuoyunu manipüle etmek için çaba harcıyor. Bu, kabul edilemez bir durum" dedi. Başkan Yardımcısı, özellikle İsrail'in askeri ve diplomatik çevrelerinin, ABD'nin İran'a yönelik politikasını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalıştığını savundu.
Vance'in bu sözleri, ABD-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerginliğin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İsrail, İran'ın nükleer programı konusunda askeri seçeneği masada tutarken, ABD yönetimi diplomatik çözümü önceliklendiriyor. Vance, İsrail'in baskısı olmasaydı ABD'nin son İran savaşına (muhtemelen 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesi sonrası tırmanan gerginlik) girmeyebileceğini ima etti. Bu, ABD'de savaş karşıtı kesimlerin uzun süredir dile getirdiği bir eleştiriydi.
Tarihsel Bağlam ve Tepkiler
ABD-İsrail ittifakı, yıllar içinde birçok kriz atlatsa da Vance'in bu kadar açık bir eleştiri yapması nadir görülen bir durum. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden henüz resmi bir yanıt gelmezken, bazı İsrailli yetkililer anonim olarak Vance'in sözlerini "gerçek dışı ve sorumsuzca" olarak nitelendirdi. ABD'deki İsrail yanlısı lobi grupları ise açıklamayı "hayal kırıklığı" olarak değerlendirdi.
Uzmanlar, Vance'in çıkışının, Kasım 2024 seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içindeki farklı fraksiyonların dış politika vizyonundaki ayrışmayı gösterdiğini belirtiyor. Vance, geleneksel Cumhuriyetçi savaş şahinlerinden farklı olarak daha izolasyonist bir duruş sergiliyor. Bu söylem, eski Başkan Donald Trump'ın "Amerika Birinci" politikasıyla da örtüşüyor.
Analistler, bu açıklamanın ABD-İsrail ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olabileceğini ancak iki ülkenin ortak güvenlik çıkarlarının bu söylemleri dengeleyeceğini öngörüyor. İran'ın nükleer programının ilerlemesi, iki ülkeyi de endişelendiren ortak bir tehdit olarak varlığını sürdürüyor.