Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli hakkında bir araştırma görevlisinin kamuoyuna açıkladığı cinsel saldırı ve tehdit iddiaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. Konuya ilişkin verilen soru önergesine Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yanıt geldi. Bakanlık, iddiaların incelenmek üzere Yükseköğretim Denetleme Kurulu'na gönderildiğini bildirdi. Böylece üniversite yönetimine yönelik suçlamalar, ilk kez resmi bir devlet kurumu tarafından kayda geçirilmiş oldu.
İddiaların ortaya çıkışı ve soru önergesi
Van YYÜ'de görevli bir araştırma görevlisi, geçtiğimiz dönemde Rektör Prof. Dr. Hamdullah Şevli hakkında cinsel saldırı ve tehdit içerikli suçlamalarını kamuoyuyla paylaştı. İddialar kısa sürede basına yansıdı ve üniversite camiasında geniş yankı uyandırdı. Olayın ardından muhalefet partileri konuyu Meclis gündemine taşıyarak Milli Eğitim Bakanlığı'na soru önergesi verdi. Önergede, iddiaların aydınlatılması, bağımsız bir soruşturma yürütülmesi ve varsa idari ihmallerin ortaya çıkarılması talep edildi.
Milli Eğitim Bakanlığı, önergeye verdiği yanıtta, söz konusu iddiaların yükseköğretim kurumlarındaki denetim ve soruşturma süreçlerinden sorumlu olan Yükseköğretim Denetleme Kurulu'na iletildiğini açıkladı. Bakanlık, konunun ilgili birim tarafından inceleneceğini ve sürecin takip edildiğini belirtti. Ancak yanıtta, soruşturmanın hangi aşamada olduğuna veya somut bir takvime ilişkin bilgi paylaşılmadı.
Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nun rolü ve süreç
Yükseköğretim Denetleme Kurulu, üniversitelerdeki disiplin ve idari soruşturmaları yürütmekle yetkili en üst denetim organı konumunda. Kurul, rektörler dahil tüm akademik personel hakkındaki ciddi suçlamaları inceleyebiliyor. Ancak süreçlerin gizlilik esasına göre yürütülmesi, kamuoyunun gelişmeleri takip etmesini zorlaştırıyor. Hukukçular, cinsel saldırı gibi ağır iddialarda delillerin hızla toplanması ve tanık beyanlarının güvenli şekilde alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, göreve 2019 yılında atanmıştı. Üniversite yönetimi, iddiaların ortaya çıkmasının ardından henüz kamuoyuna yansıyan resmi bir açıklama yapmadı. Rektörlük makamından konuya ilişkin sessizliğini korurken, üniversite içindeki bazı akademisyenler ve öğrenci grupları sürecin şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu. Öte yandan araştırma görevlisinin avukatı aracılığıyla yaptığı suç duyurusunun adli soruşturmaya dönüşüp dönüşmediği henüz netlik kazanmadı.
İddiaların hukuki ve toplumsal boyutu
Türkiye'de yükseköğretim kurumlarında cinsel taciz ve saldırı iddiaları, son yıllarda artan bir şekilde gündeme geliyor. Kadın akademisyenler ve öğrenciler, üniversite içindeki güç hiyerarşisinin bu tür suçlamaların üzerini örtmek için kullanılabildiğini sık sık dile getiriyor. Uzmanlar, rektör gibi üst düzey yöneticilere yönelik iddialarda, soruşturmanın bağımsız birimlerce ve hızlı şekilde yürütülmesinin kamu güveni açısından kritik olduğunu vurguluyor. Aksi halde mağdurların adalete erişiminin zorlaşacağı ve benzer olayların tekrarlanabileceği belirtiliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın önergeye verdiği yanıt, konunun artık merkezi denetim mekanizmalarının gündeminde olduğunu gösteriyor. Ancak Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nun ne kadar sürede sonuç üreteceği ve sürecin nasıl şeffaflaştırılacağı belirsizliğini koruyor. Muhalefet partileri, konunun takipçisi olacaklarını ve gerekirse yeni soru önergeleri vereceklerini açıkladı. Kamuoyu ise üniversite yönetiminden ve ilgili bakanlıklardan somut adımlar bekliyor.
Bağlam: Türkiye'de üniversite yönetimleri ve hesap verebilirlik
Türkiye'de üniversite rektörleri, Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor ve görev süreleri boyunca idari açıdan geniş yetkilere sahip oluyor. Bu durum, rektörlere yönelik ciddi suçlamaların incelenmesini siyasi açıdan hassas hale getirebiliyor. Son yıllarda birçok üniversitede benzer iddialar gündeme gelmiş, bazıları yargıya taşınmış, bazıları ise idari soruşturmalarla kapanmıştı. Van YYÜ özelinde yaşananlar, yükseköğretimde hesap verebilirlik ve şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirmiş durumda. Gözler şimdi Yükseköğretim Denetleme Kurulu'nun atacağı adımlarda ve sürecin ne kadar hızlı ilerleyeceğinde.