Van Barosu, 2024 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma dosyasından çekildiğini duyurdu. Baro, karara gerekçe olarak acılı baba ile iletişimin sürdürülmesinde yaşanan güçlükleri gösterdi. Bu karar, kamuoyunda soru işaretlerine neden olurken, ailenin adalet arayışını nasıl etkileyeceği merak ediliyor.
Dosyadan çekilme kararının detayları
Van Barosu Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Rojin Kabaiş'in ölümüyle ilgili olarak daha önce ailenin talebi doğrultusunda dosyaya müdahil oldukları hatırlatıldı. Ancak süreç boyunca baba ile baro arasında sağlıklı bir iletişim kurulamadığı, bu durumun adli sürecin etkin yürütülmesini engellediği belirtildi. Açıklamada, "Dosyadan çekilme kararı, acılı baba ile yapılan görüşmelerde iletişim kopukluğu yaşanması ve bu durumun soruşturmaya katkı sağlamayacağı değerlendirilerek alınmıştır" ifadelerine yer verildi.
Soruşturma süreci ve ailenin tepkisi
Rojin Kabaiş, 2024 yılı Eylül ayında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi kampüsünde bir gece ansızın kaybolmuştu. Ailesinin ihbarı üzerine başlatılan arama çalışmaları, 18 günün sonunda genç kızın cansız bedenine Van Gölü kıyısında ulaşılmasıyla sonuçlanmıştı. İlk otopsi raporunda kesin ölüm sebebi belirlenemezken, soruşturma cinayet ihtimali üzerinde yoğunlaşmıştı. Aile, sürecin başından itibaren dosyaya müdahil olması için Van Barosu'ndan destek istemiş ancak bugün gelen çekilme kararıyla sarsılmış durumda. Baba, yazılı bir açıklama yaparak, "Adalete olan inancımız sarsıldı, mücadelemize devam edeceğiz" dedi.
Kamuoyunda oluşan tartışmalar
Karar, özellikle sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, baronun bu kararını "sorumluluktan kaçış" olarak nitelendirirken, hukukçular ise baronun gerekçesini kendi iç yönetmelikleri çerçevesinde değerlendirdi. Van Barosu'nun daha önce benzer davalarda da çekilme kararı alıp almadığı sorgulanıyor. Bazı hukuk platformlarında, baroların özellikle toplumda infial uyandıran davalarda daha hassas davranması gerektiği yönünde yorumlar yapılıyor.
Bu gelişme, Türkiye'de kayıp ve şüpheli ölüm vakalarında adli sürecin işleyişine dair eleştirileri yeniden gündeme taşıdı. Rojin Kabaiş'in ölümü, daha önce yaşanan benzer kayıp vakalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, soruşturma mekanizmalarının etkinliği tartışma konusu oldu. Adalet Bakanlığı'ndan konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmezken, dosyanın bundan sonraki seyrinin nasıl olacağı belirsizliğini koruyor.
Bağımsız hukukçular, baronun çekilme kararının soruşturmada boşluk yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ailenin yeni bir hukuki destek arayışına gireceği, bu süreçte Türkiye Barolar Birliği'nin devreye girip girmeyeceği ise merak konusu. Yaşanan bu gelişmeler, adalet sisteminin kırılganlıklarını bir kez daha ortaya koyarken, toplumsal vicdanın rahatlatılması için daha şeffaf adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.