Hatay'ın Yayladağı ilçesinde 22 yaşındaki Muhammet Emin Torluk, 3 yaşındaki oğlu Poyraz Yetkin Torluk’u boğarak katletti. Babanın oğlunun yaşamına son verdikten sonra cesedi parçalara ayırdığı öğrenildi. Olay, Poyraz’ın dedesi H.T.’nin şüphelenip durumu jandarmaya bildirmesiyle ortaya çıktı. İlçede büyük yankı uyandıran vahşette, Muhammet Emin Torluk gözaltına alındı.
Dedenin Fark Etmesiyle Ortaya Çıkan Vahşet
Olay, 2025 yılı Şubat ayı sonlarında Yayladağı’na bağlı kırsal bir mahallede meydana geldi. 3 yaşındaki Poyraz Yetkin Torluk’tan bir süre haber alamayan dede H.T., oğlu Muhammet Emin Torluk’un evine gitti. Baba Torluk, oğlunun evde olmadığını söyleyerek dedeyi savuşturmaya çalıştı. Ancak dedenin ısrarı ve çelişkili ifadeler şüphe uyandırdı. Dede, durumu jandarmaya bildirdi. Ekipler, Muhammet Emin Torluk’un evinde yaptıkları aramada, poşetler içerisinde Poyraz’a ait parçalanmış ceset kalıntılarına ulaştı. Olay yeri inceleme ekipleri ve cumhuriyet savcısının yaptığı incelemede, küçük Poyraz’ın boğularak öldürüldüğü ve ardından cesedinin parçalandığı belirlendi. Baba Torluk, ifadesinde oğlunu boğduğunu ve cesedi parçalara ayırdığını itiraf etti. Olayın ardından Torluk, ‘alt soy kan bağına karşı kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Adli Süreç ve Toplumda Yarattığı Tepki
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Muhammet Emin Torluk’un akıl sağlığının yerinde olup olmadığı araştırılıyor. Baba Torluk’un daha önce herhangi bir suç kaydı bulunmazken, olay öncesinde psikolojik sorunlar yaşadığı iddia ediliyor. Poyraz’ın annesi S.T. ve dede H.T. ifadelerinde, babanın zaman zaman agresif davranışlar sergilediğini belirtti. Yayladağı halkı, bir çocuğun kendi babası tarafından bu şekilde katledilmesine tepki gösterdi. Türkiye’de son yıllarda artan çocuk cinayetleri ve aile içi şiddet vakaları, bu tür olayların önlenmesi için daha etkili yasaların çıkarılması gerektiğini bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, aile içi şiddet ve çocuk istismarının erken tespiti için toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor.