Manisa'da bağlarda hasat heyecanı yaşanırken, üzüm üreticisinin gözü Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıklayacağı alım fiyatına çevrildi. Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, bu yıl kent genelinde üzüm rekoltesinin 300 bin tonun üzerine çıkmasının beklendiğini belirtti. Üretici, artan girdi maliyetleri karşısında ayakta kalabilmek için TMO'nun belirleyeceği fiyatın belirleyici olacağını ifade ediyor. Özellikle son yıllarda mazot, gübre ve ilaç fiyatlarındaki artış, bağcılığın kârlılığını olumsuz etkilerken, üreticiler devletin alım garantisi ve destekleme fiyatlarıyla nefes almayı umuyor.
Rekolte Artışı Bekleniyor, Endişe de Büyük
Bu yıl hava koşullarının üzüm bağları için oldukça elverişli geçtiğini belirten Cem Yalvaç, rekoltenin geçen yıla oranla yüzde 15-20 artabileceğini söyledi. Ancak bu artış, üreticiyi sevindirmekten çok endişelendiriyor. Çünkü arz artışı, fiyatların düşmesine neden olabilir. Yalvaç, "Manisa ve Ege Bölgesi'nde üretimin büyük kısmı çekirdeksiz sultani üzüm. Bu üzümün büyük bölümü kurutularak ihraç ediliyor. Hasat döneminin yaklaşmasıyla birlikte tüccarların stok yapmaması ve fiyatların düşük kalması en büyük korkumuz. TMO'nun alım yapacağını açıklaması, piyasaya güven verecek ve fiyatların tabanını belirleyecek" dedi.
Girdi Maliyetleri Üreticiyi Zorluyor
Üreticinin en büyük şikayeti ise girdi maliyetlerindeki artış. Mazotun litresi 45 lirayı aşarken, gübre fiyatları geçen yıla göre yüzde 80 arttı. Zirai ilaç fiyatları da benzer şekilde yükseldi. Yalvaç, "Bir dönüm bağın maliyeti artık 10 bin lirayı buluyor. Üretici, bu maliyetlerin altında fiyatla karşılaşırsa borçlarını ödeyemez, üretimi bırakma noktasına gelir. Bu da hem bölge ekonomisini hem de ülke ihracatını olumsuz etkiler" ifadelerini kullandı. Üreticiler, TMO'nun açıklayacağı fiyatın en azından maliyetlerini karşılayacak düzeyde olmasını talep ediyor.
TMO Fiyatları Geçmişte Ne Oldu?
Geçen yıl TMO, kuru üzüm için kilogram başına 62 lira alım fiyatı açıklamıştı. Ancak üreticiler bu fiyatın maliyetlerin altında kaldığını savunmuş ve protesto etmişti. Bu yıl ise açıklanacak fiyatın en az yüzde 50 artırılarak 90-100 lira bandında olması bekleniyor. TMO'nun stoklarındaki üzümleri de değerlendirmesi gerektiğini hatırlatan Yalvaç, "TMO'nun elinde hala geçen yıldan kalan ürünler var. Bu ürünleri piyasaya sürerse fiyatlar daha da düşebilir. Bu nedenle TMO'nun alım fiyatını açıklarken stok politikasını da netleştirmesi gerekiyor" dedi.
Üretici Alternatif Arayışlarında
Bazı üreticiler, artan maliyetler ve belirsizlik nedeniyle bağcılığı bırakıp farklı ürünlere yöneliyor. Son yıllarda özellikle zeytin ve badem gibi daha az maliyetli ürünlere geçiş yaşanıyor. Ancak bu dönüşüm, bölgenin üzüm kültürünü ve ihracat potansiyelini tehdit ediyor. Yalvaç, "Üretimden vazgeçen üretici, bağlarını söküyor. Bu geri dönüşü olmayan bir karar. Devletin vereceği destek, sadece fiyatla sınırlı kalmamalı; üreticinin maliyetlerini düşürecek ve pazar imkanlarını artıracak politikalar da geliştirilmeli" şeklinde konuştu.
Beklentiler ve Öneriler
Üreticiler ve sektör temsilcileri, TMO'nun alım fiyatının yanı sıra ihracat desteği ve pazar çeşitlendirmesi konularında da adımlar atılmasını bekliyor. Özellikle Rusya ve AB ülkelerine yapılan ihracatın artırılması için tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca tarımsal girdi desteklerinin artırılması ve sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaştırılması öneriliyor. Öte yandan, bu yılki rekoltenin yüksek olması, fiyatların düşmesine neden olabilir. Ancak sektör temsilcileri, kaliteli ürünle pazarda yer bulmanın mümkün olduğunu vurguluyor.
Değerlendirme ve Bağlam
Türkiye, dünya kuru üzüm üretiminde önemli bir paya sahip. Özellikle Manisa ve İzmir bölgesi, bu üretimin merkezi konumunda. Dolayısıyla üzüm fiyatlarındaki dalgalanmalar, sadece üreticiyi değil, bölge ekonomisini ve ülke ihracat gelirlerini de etkiliyor. TMO'nun belirleyeceği fiyat, bu açıdan stratejik bir öneme sahip. Ancak unutulmamalıdır ki, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik, sadece fiyat desteğiyle sağlanamaz. Üreticinin maliyetlerini düşürmek, ürünü katma değerli hale getirmek ve pazarlama koşullarını iyileştirmek de en az fiyat kadar kritik. Önümüzdeki süreçte TMO'nun açıklayacağı fiyat, kısa vadeli bir çözüm olabilir; ancak kalıcı çözüm, tarım politikalarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasından geçiyor.