Türkiye, son yılların en sıcak yaz aylarını yaşarken uzmanlar orman yangınlarına karşı kritik uyarılarda bulunuyor. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, özellikle hava sıcaklığının 30 derecenin üzerinde, nem oranının yüzde 30’un altında ve rüzgar hızının saatte 30 kilometreyi aştığı dönemlerde yangın riskinin en üst seviyeye ulaştığını belirterek, “303030 kuralı” olarak adlandırılan bu koşulların kırmızı alarm anlamına geldiğini söyledi.
Riskli dönem kapıda
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, önümüzdeki hafta boyunca yurdun büyük bölümünde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin 3-5 derece üzerinde seyretmesi bekleniyor. Özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında termometreler 35-40 dereceye ulaşabilir. Bu durum, orman yangını riskini de beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Tolunay, yaptığı açıklamada, “Sıcaklık, nem ve rüzgar üçlüsü yangın için adeta bir tetikleyici. Bu kriterler sağlandığında orman yangını çıkma riski %90’ın üzerine çıkıyor. Yetkililerin ve vatandaşların bu dönemde azami dikkat göstermesi şart.” dedi.
Yangınlarla mücadelede erken uyarının önemi
Türkiye, 2021 yılında yaşanan büyük orman yangınlarının ardından yangınlarla mücadele kapasitesini artırmış, hava araçları ve erken uyarı sistemleriyle ilgili önemli yatırımlar yapmıştı. Ancak uzmanlar, teknolojik imkanların yanı sıra toplumsal farkındalığın da en az o kadar önemli olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Tolunay, “Vatandaşlarımız ormanlık alanlarda ateş yakmamalı, cam şişe gibi güneş ışınlarını odaklayabilecek maddeleri doğada bırakmamalı. Ayrıca duman gördüklerinde hemen 112’yi aramalılar. Erken ihbar, yangının büyümeden söndürülmesi için hayati önem taşıyor.” şeklinde konuştu.
Hangi bölgeler risk altında?
Uzmanlar, özellikle Muğla, Antalya, Adana, Mersin ve Çanakkale çevresindeki ormanlık alanların yüksek risk taşıdığını belirtiyor. Ayrıca İç Anadolu’nun kurak step alanları da yangınlara karşı hassas. Bu bölgelerde yaşayan vatandaşların ve yerel yönetimlerin tedbirli olması gerekiyor. Orman Genel Müdürlüğü, riskli bölgelerde yangın gözetleme kulelerinin sayısını artırdı, insansız hava araçlarıyla da 7/24 izleme yapıyor.
İklim değişikliği yangınları artırıyor
Uzmanlar, iklim değişikliğinin orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini artırdığı konusunda hemfikir. Artan sıcaklıklar, kuraklık ve değişen yağış rejimi, ormanlık alanlardaki yanıcı madde miktarını artırıyor. Prof. Dr. Tolunay, “Akdeniz havzası, iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerin başında geliyor. Bu nedenle orman yangınlarıyla mücadelede uzun vadeli bir strateji geliştirmemiz gerekiyor. Sadece söndürme değil, yangın öncesi önleyici tedbirler ve yangın sonrası rehabilitasyon da büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Yetkililer, vatandaşların ormanlık alanlarda piknik yaparken mangal ve ateş yakmamalarını, sigara izmaritlerini söndürmeden atmamalarını hatırlatıyor. Ayrıca orman yangını riskinin yüksek olduğu dönemlerde, ormanlara girişler belirli saatlerde kapatılabiliyor. Bu tür yasaklara uyulması, hem can ve mal kaybını önlemek hem de doğal yaşamı korumak açısından kritik.
Bağımsız değerlendirme
Orman yangınları, yalnızca ekosistemi değil, aynı zamanda ekonomiyi ve toplumsal yaşamı da derinden etkileyen bir afet türü. Türkiye’nin kırsal kesimlerindeki orman köylülerinin geçim kaynakları, yangınlarla birlikte kül oluyor. Bu nedenle yangınlarla mücadele yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca sürdürülmeli. Toplumun her kesimine düşen görev, ormanları korumak ve yangınlara karşı duyarlı olmaktır. Uzmanların uyarıları dikkate alınmalı, vatandaşlar bilinçlendirilmeli ve yangın önleme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, ormanlar ülkemizin akciğerleri ve geleceğidir.