CHP seçilmiş yönetiminin Dış Politika Koordinatörü Prof. Dr. İlhan Uzgel, dünyanın güvenlik odaklı, aşırı askerileşmiş ve otoriter bir döneme girdiğini belirterek, Türkiye'nin küresel çok kutupluluğun aksine iktidarın bekası uğruna ABD merkezli tek kutuplu bir pazarlığa sürüklendiğini vurguluyor. Uzgel, bu durumun Türkiye'nin dış politika bağımsızlığını zedelediğini ve ülkeyi uzun vadede stratejik çıkmaza sokabileceğini ifade etti.
Çok kutupluluk ve Türkiye'nin konumu
Prof. Dr. İlhan Uzgel, küresel sistemin Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir düzene evrildiğini, bu süreçte Çin, Rusya ve Hindistan gibi yeni güç merkezlerinin yükseldiğini belirtti. Uzgel'e göre, Türkiye coğrafi ve tarihi avantajlarına rağmen bu dönüşümün dışında kalmış, aksine ABD ile ilişkilerini giderek tek taraflı bir bağımlılığa dönüştürmüştür. "Türkiye, çok kutuplu dünyada kendi eksenini oluşturabilecek potansiyele sahipken, iktidar tercihleri nedeniyle tek kutuplu bir pazarlığın içine çekiliyor" dedi. Uzgel, bu durumun özellikle savunma sanayiinde dışa bağımlılığı artırdığını ve ülkenin bölgesel inisiyatif kullanma kabiliyetini sınırladığını kaydetti.
ABD ile "iktidar pazarlığı"
Uzgel, Türkiye'nin mevcut dış politika yönelimini "iktidarın bekası" kavramıyla açıklayarak, hükümetin ABD ile yürüttüğü ilişkileri bir tür "iktidar pazarlığı" olarak nitelendirdi. Bu pazarlıkta, Türkiye'nin ABD'nin bölgesel çıkarlarına uyum sağlaması karşılığında ekonomik ve askeri destek elde etmeye çalıştığını, ancak bu durumun ülkenin stratejik özerkliğini kaybetmesine yol açtığını belirtti. "ABD, kendi çıkarları doğrultusunda Türkiye'nin bazı taleplerine kısmi yanıt verirken, karşılığında Suriye'den Doğu Akdeniz'e kadar birçok alanda taahhüt alıyor" diyen Uzgel, bu dengesiz ilişkinin sürdürülemez olduğunu ifade etti. Uzgel ayrıca, bu pazarlığın Türkiye'nin Rusya ve Çin gibi diğer güç merkezleriyle ilişkilerini de olumsuz etkilediğini ve ülkeyi jeopolitik olarak yalnızlaştırdığını söyledi.
Güvenlik odaklı yeni dünya düzeni
Uzgel, küresel ölçekte artan güvenlik endişeleri ve askerileşme eğilimine dikkat çekerek, dünyanın pandemi ve Ukrayna savaşı sonrası daha güvenlikçi ve otoriter bir dalgaya kapıldığını belirtti. Bu dönemde liberal demokrasi anlayışının gerilediğini, otoriter yönetimlerin güç kazandığını vurguladı. "Türkiye'nin de bu dalgadan etkilendiğini, ancak bunu kendi lehine çevirebilecekken, ABD'ye bağımlılık tercihinin riskleri artırdığını" ifade etti. Uzgel, Türkiye'nin çok yönlü bir dış politika izleyerek hem Batı ile hem de Doğu ile dengeli ilişkiler kurması gerektiğini, aksi takdirde bölgesel krizlerde taraf olmak zorunda kalacağını söyledi. Son olarak, Türkiye'nin dış politikasının uzun vadeli ulusal çıkarlar yerine kısa vadeli iktidar hesaplarına göre şekillendirilmesinin ülkeyi stratejik bir çıkmaza sürüklediğini kaydetti.