İstanbul Üsküdar Belediyesi'ne yönelik yürütülen 'rüşvet', 'irtikap' ve 'suç örgütü kurma' soruşturmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bir şüphelinin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli, rüşvet miktarlarının belirlenmesinde dönemin belediye başkan yardımcısı Sinem Dedetaş'a danışıldığını öne sürdü. İfade, soruşturmanın seyrini değiştirecek nitelikte görülüyor.
Soruşturmanın Perde Arkası
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesi'nde görev yapan çok sayıda bürokrat ve özel sektör çalışanı gözaltına alınmıştı. Soruşturma, belediyenin imar ve iskân süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı, rüşvet karşılığında imar izinleri verildiği iddialarına dayanıyor. Şüphelilerden biri, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için savcılığa detaylı bir ifade verdi. İfadede, rüşvet süreçlerinin nasıl işlediğine dair çarpıcı detaylar yer aldı.
Şüphelinin İfadesi
Şüpheli ifadesinde, belediyede imar işleriyle ilgili rüşvet alındığını ve bu süreçte belediye başkan yardımcısı Sinem Dedetaş'ın belirleyici bir rol oynadığını iddia etti. Şüpheli, 'Rüşvet miktarı genellikle işin büyüklüğüne göre belirleniyordu. Ancak karar verirken mutlaka Sinem Dedetaş'a danışılıyordu. Onun onayı olmadan hiçbir işlem yapılmazdı' dediği öğrenildi. Şüpheli ayrıca, alınan rüşvetlerin bir kısmının belediye yöneticilerine ulaştırıldığını, kalanının ise örgüt üyeleri arasında paylaşıldığını aktardı.
Soruşturma Kapsamı Genişliyor
Soruşturma kapsamında daha önce aralarında Belediye Başkanı Hilmi Türkmen'in de bulunduğu birçok isim gözaltına alınmış, bazıları tutuklanmıştı. Türkmen, ifadesinin ardından serbest bırakılmış ancak belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Soruşturma kapsamında şu ana kadar 30'dan fazla şüpheli hakkında işlem yapıldığı belirtiliyor. Şüphelinin ifadesinin ardından soruşturmanın, belediyenin imar ve iskân birimlerinin yanı sıra üst düzey yöneticileri de kapsayacak şekilde genişletilebileceği konuşuluyor.
Dedetaş'ın Avukatından Açıklama
Sinem Dedetaş'ın avukatı, müvekkilinin suçlamaları reddettiğini ve ifadenin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Avukat, 'Müvekkilim hakkında hiçbir somut delil yoktur. Bu ifade, suçlamaları hafifletmek isteyen bir şüphelinin uydurmasından ibarettir. Müvekkilimin görevini yaptığı süre boyunca herhangi bir usulsüzlüğü tespit edilmemiştir. Hakkındaki iddialar asılsızdır' dedi. Avukat ayrıca, müvekkilinin ifade vermek üzere savcılığa başvuracağını ve sürecin takipçisi olacaklarını dile getirdi.
Rüşvet ve İrtikap Suçlamaları
Üsküdar Belediyesi'ne yönelik soruşturma, 'rüşvet', 'irtikap' ve 'suç örgütü kurma' suçlamalarına dayanıyor. Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevi karşılığında menfaat sağlaması; irtikap ise görevi kötüye kullanarak kişileri zorla para vermeye ikna etmesi olarak tanımlanıyor. Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi rüşvet suçuna, 250. maddesi ise irtikap suçuna ağır cezalar öngörüyor. Bu suçlardan mahkum olanlar, 10 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Suç örgütü kurma suçu ise 6 ila 10 yıl arasında ceza gerektiriyor.
Soruşturma Nasıl Başladı?
Soruşturma, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın belediyeye yönelik yaptığı ihbar ve şikayetlerin ardından başlatıldı. Belediyeye ait iş makinelerinin kiralanması, akaryakıt alımları ve imar uygulamalarında usulsüzlük yapıldığı iddiaları mercek altına alındı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında, belediyenin birçok biriminde aramalar yapıldı, dijital materyallere el konuldu. Soruşturmanın, yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlılığın bir göstergesi olduğu yorumları yapılıyor.
Kamuoyunun Tepkisi
Üsküdar Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddiaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Siyasi partiler, belediyenin yönetimiyle ilgili açıklamalar yaparken, sivil toplum kuruluşları da soruşturmanın takipçisi olduklarını duyurdu. Yerel halk, belediyenin şeffaf yönetilmesini istediklerini ifade etti. Soruşturmanın, yerel yönetimlerdeki yolsuzlukların önlenmesi açısından önemli bir örnek teşkil ettiği değerlendiriliyor.
Değerlendirme
Üsküdar Belediyesi'ne yönelik soruşturma, Türkiye'de yerel yönetimlerdeki yolsuzlukların boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu tür soruşturmaların, kamuoyunda güven oluşturması ve yolsuzlukla mücadele kararlılığını göstermesi açısından önemli olduğu düşünülüyor. Ancak soruşturmanın bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi, adil yargılanma hakkının korunması da büyük önem taşıyor. Yaşanan gelişmeler, belediyelerin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri çerçevesinde yönetilmesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.