İzmir'in Urla ilçesine bağlı Nohutalan Mahallesi'nde, yeraltı suyu açısından hassas ve zeytin ağaçlarıyla kaplı tarım arazisi üzerinde yapılması planlanan jeotermal kaynak arama projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci resmen başlatıldı. Proje kapsamında 500 metre derinliğe kadar sondaj yapılması öngörülüyor. Bölgenin doğal su kaynaklarına ve tarım alanlarına yakınlığı, hem yerel halk hem de çevre örgütleri tarafından endişeyle karşılanıyor.
Proje Detayları ve ÇED Süreci
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan ÇED duyurusuna göre, söz konusu proje Nohutalan Mahallesi'ndeki belirli bir parsel üzerinde gerçekleştirilecek. Proje sahibi tarafından yapılan başvuru, “Jeotermal Kaynak Arama Sondajı” olarak tanımlanıyor. Açıklamada, toplam 5 kuyu açılmasının planlandığı ve her bir kuyunun derinliğinin 500 metre olacağı bilgisi yer alıyor.
ÇED süreci, projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi için halkın katılımı toplantısı da dahil olmak üzere bir dizi aşamayı içeriyor. Sürecin ilk adımı olan halkın bilgilendirilmesi ve proje hakkında görüşlerin alınması için planlanan toplantının tarihi ve yeri de duyuruldu. Toplantı, Nohutalan Mahallesi'nde yapılacak ve yerel halkın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katılabilecek.
Bölgenin Önemi ve Tepkiler
Urla, Ege Bölgesi'nin önemli tarım merkezlerinden biri olarak biliniyor. Özellikle zeytincilik ve bağcılık, ilçe ekonomisinin temelini oluşturuyor. Nohutalan Mahallesi ise ülkemizin önemli zeytin üretim alanlarından birine ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki zeytin ağaçlarının bir kısmı anıt ağaç statüsünde. Ayrıca, yöredeki yeraltı su kaynakları hem içme suyu hem de tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor.
Jeotermal arama sondajının bu hassas ekosistem üzerinde oluşturabileceği riskler, çevre örgütleri ve yerel halk tarafından dile getiriliyor. Özellikle sondaj sırasında kullanılacak kimyasalların yeraltı sularına karışma ihtimali, zeytin ağaçlarının zarar görmesi ve doğal su kaynaklarının tükenmesi gibi endişeler ön plana çıkıyor. Konuyla ilgili olarak Urla Belediyesi de bir açıklama yaparak, projenin bölge için taşıdığı risklere dikkat çekti ve ÇED sürecinin titizlikle takip edileceğini belirtti.
Geçmişteki Benzer Projeler ve Yasal Çerçeve
Türkiye'de jeotermal enerji arama ve işletme faaliyetleri, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ile düzenleniyor. Bu kapsamda, arama ruhsatı alan şirketlerin ÇED süreci tamamlandıktan sonra sondaj yapmalarına izin veriliyor. Ancak geçmişte özellikle Aydın, Denizli ve Manisa gibi illerde jeotermal santral projelerine yönelik ciddi itirazlar yaşanmış, bazı projeler mahkeme kararlarıyla durdurulmuştu. Örneğin, 2019 yılında Aydın'ın Buharkent ilçesinde bir jeotermal santral projesine karşı açılan davada, bilirkişi raporu doğrultusunda projenin çevreye zarar vereceği gerekçesiyle yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.
Değerlendirme ve Sonuç
Urla'daki bu proje, enerji ihtiyacı ile çevre koruma arasındaki hassas dengenin bir kez daha sorgulanmasına neden oluyor. Jeotermal enerji, yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak ülkemiz için önem taşısa da, bu tür arama faaliyetlerinin tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki olası olumsuz etkileri göz ardı edilmemeli. ÇED sürecinin, halkın katılımına açık ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, olası risklerin bilimsel verilerle değerlendirilmesi hayati önem taşıyor. Yerel yönetimlerin ve sivil toplumun sürece aktif katılımı, ülkemizde bu tür projelerin çevreyle uyumlu bir şekilde hayata geçirilmesi için örnek teşkil edebilir. Aksi takdirde, kısa vadeli enerji kazanımları, uzun vadede telafisi güç ekolojik ve ekonomik kayıplara yol açabilir.