Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz hafta sonu katıldığı Anadolu Ajansı (AA) yayınında, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olası bir nükleer saldırısının mümkün olduğunu ifade etmişti. Bu açıklamalar, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, eski Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım, Cumhuriyet'e yaptığı değerlendirmede, Rusya'nın böyle bir adım atmasını 'olası görmediğini' belirtti. Yardım, Moskova'nın savaş stratejisi ve nükleer söylemlerinin ardındaki gerçekleri analiz etti.
Fidan'ın Nükleer Uyarısı ve Rusya'nın Söylemleri
Hakan Fidan, AA'nın düzenlediği programda, Rusya'nın Ukrayna'da kullandığı kitle imha silahlarına yönelik uluslararası toplumun tepkisiz kalması durumunda, Moskova'nın bu tür silahları kullanma cesareti bulabileceğini söylemişti. Bakan Fidan, "Rusya'nın Ukrayna'ya nükleer saldırısı mümkün" diyerek, Batılı ülkelerin bu konuda net bir tavır alması gerektiğini vurgulamıştı. Rusya ise savaşın başlangıcından bu yana nükleer silah kullanma tehditlerini sık sık gündeme getiriyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yanı sıra üst düzey yetkililer, çeşitli vesilelerle nükleer doktrinlerini gözden geçirdiklerini ve gerektiğinde her türlü silahı kullanabileceklerini dile getirdiler. Özellikle savaşın ilk aylarında Rusya'nın nükleer güçlerini alarma geçirmesi, uluslararası toplumda ciddi endişe yaratmıştı.
Ümit Yardım'dan Soğukkanlı Değerlendirme
Konuya ilişkin Cumhuriyet'e konuşan eski Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım, Rusya'nın nükleer silah kullanma ihtimaline sıcak bakmadığını belirtti. Yardım, "Rusya'nın Ukrayna'da nükleer silah kullanmasını olası görmüyorum. Bu, Moskova açısından son derece riskli bir adım olur ve uluslararası toplumdan gelecek tepki tahmin edilemez boyutlara ulaşır. Rusya'nın amacı, savaşı kazanmak; nükleer silah kullanmak ise bu hedefe hizmet etmez, aksine Rusya'yı uluslararası alanda tamamen yalnızlaştırır ve yenilgiye giden yolu hızlandırabilir" şeklinde konuştu. Yardım, Rusya'nın nükleer söylemlerini ise birer 'caydırıcılık aracı' olarak gördüğünü ifade etti: "Moskova, Batı'yı müzakere masasına çekmek ve Ukrayna'ya destek vermekten vazgeçirmek için bu tehditleri kullanıyor. Ancak bu söylemler, pratikte bir karşılık bulmuyor."
Rusya'nın Nükleer Doktrini ve Pratikteki Durum
Rusya'nın nükleer doktrini, ülkenin egemenliğine veya toprak bütünlüğüne yönelik geleneksel bir saldırı durumunda nükleer silah kullanımına izin veriyor. Ancak Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik saldırıları, bu doktrinin işletilmesi için yeterli görülmüyor. Uzmanlar, Rusya'nın Ukrayna'da kullanabileceği taktik nükleer silahların bile sonuçlarının ağır olacağını ve bunun Rus ordusunu da etkileyeceğini belirtiyor. Ümit Yardım da bu görüşe katılarak, "Ukrayna'da nükleer silah kullanmak, hem sahada hem de diplomatik alanda Rusya için felaket olur. Bu nedenle Moskova'nın bu adımı atmayacağını düşünüyorum" dedi.
Batı'nın Tepkisi ve Uluslararası Hukuk
Uluslararası toplum, Rusya'nın nükleer tehditlerine karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Moskova'ya yönelik yaptırımlarını artırırken, NATO da askeri varlığını doğu kanadında güçlendiriyor. Ancak bazı analistler, Batı'nın bu konudaki tepkilerinin yeterince sert olmadığını savunuyor. Dışişleri Bakanı Fidan'ın açıklamaları da bu tartışmaların ortasında geldi. Ümit Yardım, Fidan'ın sözlerini değerlendirirken, "Sayın Bakan'ın uyarıları, uluslararası toplumun dikkatini çekmek açısından önemliydi. Ancak unutmamak gerekir ki, Rusya'nın nükleer silah kullanma riski her ne kadar düşük olsa da, bu riski tamamen göz ardı etmek de doğru değil. Uluslararası toplum, bu ihtimali göz önünde bulundurarak diplomatik çözüm arayışlarını sürdürmelidir" ifadelerini kullandı.
Sonuç ve Değerlendirme
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik nükleer tehditleri, savaşın gidişatına yönelik önemli bir belirsizlik unsuru olmaya devam ediyor. Ümit Yardım'ın sakin ve analitik yaklaşımı, bu tür söylemlerin çoğunlukla psikolojik üstünlük sağlama amacı taşıdığını gösteriyor. Ancak uluslararası hukukun ve insanlığın geleceği açısından bu tehditler ciddiyetle ele alınmalıdır. Türkiye gibi hem NATO üyesi hem de Rusya ile iyi ilişkiler kuran bir ülkenin, her iki tarafı da diyalog ve uzlaşıya teşvik etmesi büyük önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Fidan'ın açıklamaları ve üst düzey diplomatların değerlendirmeleri, Ankara'nın bu süreçte aktif bir arabuluculuk rolü oynama isteğinin bir göstergesi olarak okunabilir.