Emekli Büyükelçi Ümit Yardım, ABD ile İran arasında varılan anlaşmayı Cumhuriyet’e değerlendirdi. Yardım, “Lübnan konusunda radikal bir gelişme olmazsa anlaşma imzalanır. Savaşta iki taraf da kaybetti ama İran’ın kaybetme konusunda bir adım önde olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Eski Tahran Büyükelçisi, bu değerlendirmesinin gerekçelerini de sıraladı.
Anlaşmanın perde arkası
Uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından ABD ve İran, nükleer program ve bölgesel çatışmaları sona erdirmek için bir anlaşmaya vardı. Ancak Yardım’a göre bu anlaşma, her iki tarafın da ağır bedeller ödediği bir sürecin sonucu. Özellikle İran’ın Lübnan ve Suriye’deki vekil güçlerinin uğradığı kayıplar, Tahran yönetimini masaya oturmaya zorladı. Lübnan’daki durum istikrar kazanırsa, anlaşmanın uygulanması daha kolay olacak; aksi halde süreç yeniden tırmanabilir.
İran neden daha çok kaybetti?
Yardım, İran’ın kaybının daha büyük olduğunu belirterek şu noktalara dikkat çekti: İran ekonomisi yıllardır ambargolar altında ciddi daralma yaşarken, ABD maliyetleri düşük tutmayı başardı. Ayrıca İran’ın bölgesel nüfuzu, özellikle Yemen’deki Husiler, Lübnan’daki Hizbullah ve Suriye’deki milisler aracılığıyla sağlanıyordu. Ancak bu grupların son çatışmalarda ağır kayıplar vermesi, İran’ın elini zayıflattı. “İran, vekil güçleri üzerinden kurduğu caydırıcılığı büyük ölçüde kaybetti. Bu, anlaşmada daha fazla taviz vermesine yol açtı” dedi.
Bununla birlikte, Yardım anlaşmanın alternatifinin daha kötü olacağını da vurguladı. Savaşın sürmesi halinde bölge genelinde daha büyük bir kaos yaşanabileceğini belirten emekli diplomat, “Yine de İran’ın eli zayıfladığı için anlaşma şartları ABD’nin lehine oldu” yorumunu yaptı. ABD’nin yaptırımları kaldırması karşılığında İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve bölgesel gruplara desteğini kesmesi bekleniyor. Ancak anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı, özellikle İran iç siyasetindeki muhafazakar kanadın tutumuna bağlı.
Lübnan’da yaşanacak gelişmeler de anlaşmanın geleceğini belirleyecek önemli faktörler arasında. Yardım, “Hizbullah’ın silah bırakması veya siyasete entegre olması gibi radikal bir adım olmazsa, anlaşma uygulanabilir görünüyor” diye konuştu. Bu bağlamda, tarafların birbirine duyduğu güvensizlik en büyük engel olarak duruyor.
Son olarak Yardım, Türkiye’nin bu süreçte oynayabileceği role de değindi. “Türkiye, hem İran hem ABD ile diyalog kurabilen ender ülkelerden. Bu anlaşmanın bölgesel barışa katkı sağlaması halinde Ankara’nın arabuluculuk tecrübesi ön plana çıkabilir” ifadelerini kullandı. Ancak somut adımlar için anlaşmanın detaylarının açıklanmasını beklemek gerekiyor.