Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal, Türkiye'nin Karadeniz'de sivil taşımacılığı korumayı amaçlayan moratoryum önerisine tam destek verdiklerini açıkladı. Celal, Rusya'nın eylül ayında yeni bir seferberlik dalgası başlatabileceği uyarısında bulunarak, saldırıların önüne geçilmemesi halinde bölgedeki gerilimin daha da artabileceğini vurguladı. Bu açıklama, Karadeniz'de artan ticari taşımacılık tehditleri ve tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınmasının ardından gelen önemli bir diplomatik hamle olarak değerlendiriliyor.
Moratoryum Önerisi ve Ukrayna'nın Desteği
Türkiye, son haftalarda Karadeniz'de sivil gemilere yönelik artan saldırıları önlemek amacıyla uluslararası bir moratoryum çağrısında bulunmuştu. Bu öneri, bölgedeki ticari taşımacılığın güvenliğini sağlamayı ve tahıl sevkiyatının sürekliliğini teminat altına almayı hedefliyor. Ukrayna'nın bu girişime destek vermesi, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin yeni bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Büyükelçi Celal, Ankara'daki temasları sırasında yaptığı açıklamada, “Türkiye'nin bu inisiyatifini güçlü şekilde destekliyoruz. Karadeniz'de ticari gemilerin güvenliği, yalnızca Türkiye ve Ukrayna için değil, tüm bölge ülkeleri ve küresel gıda güvenliği için kritik önemde” dedi. Celal, moratoryumun hayata geçirilmesi için uluslararası toplumun ortak adım atması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Rusya'nın Yeni Seferberlik Dalgası İddiası
Neriman Celal, Rusya'nın eylül ayında yeni bir seferberlik ilan edebileceğine dair istihbarat bulunduğunu belirterek, bu durumun bölgedeki gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulundu. “Rusya'nın yeni seferberlik hamlesi, savaşın daha geniş bir alana yayılmasına neden olabilir. Bu senaryo, Karadeniz'deki sivil taşımacılığı tehdit eden riskleri artıracaktır” ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, Rusya-Ukrayna savaşının seyrine ilişkin uluslararası kamuoyunda tartışılan konularla örtüşüyor. Savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna'ya askeri ve ekonomik destek veren Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuk çabalarıyla da ön plana çıkıyor. Özellikle 2022'de imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması, Türkiye'nin inisiyatifiyle hayata geçirilmişti. Ancak Rusya bu yılın temmuz ayında anlaşmadan çekildiğini duyurmuş, bu da tahıl sevkiyatını ve Karadeniz'deki ticari hareketliliği olumsuz etkilemişti.
Karadeniz'de Artan Riskler ve Türkiye'nin Rolü
Karadeniz, Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte jeopolitik gerilimlerin odağı haline geldi. Sivil ticari gemilere yönelik mayın tehdidi, askeri faaliyetler ve liman ablukaları, bölgedeki deniz taşımacılığı için ciddi riskler oluşturuyor. Türkiye, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan yetkileriyle savaş gemilerinin geçişini düzenlerken, sivil taşımacılığın güvenliği için de diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Türkiye'nin moratoryum önerisi, bu kapsamda atılmış somut bir adım olarak değerlendiriliyor. Önerinin, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşların da desteğiyle hayata geçirilmesi bekleniyor. Uzmanlar, böyle bir moratoryumun uygulanabilmesi için tüm tarafların mutabakatının gerektiğini, aksi halde etkisiz kalabileceğini vurguluyor.
Bölgesel Barışın Önemi
Ukrayna ve Türkiye'nin ortak girişimleri, Karadeniz'de istikrarın sağlanması açısından kritik bir süreç olarak izleniyor. Neriman Celal'in açıklamaları, iki ülkenin de bölgesel barış için angaje olduğunu gösteriyor. Ancak Rusya'nın tutumu ve sahadaki askeri gelişmeler, moratoryumun hayata geçirilip geçirilmeyeceğini belirleyecek ana etken olacak.
Sonuç olarak, Türkiye'nin Karadeniz girişimi, sivil taşımacılığın korunması ve insani krizlerin önlenmesi adına önemli bir fırsat sunuyor. Ukrayna'nın desteği, bu girişimin uluslararası alanda meşruiyetini artırırken, Rusya'nın tepkisi ise bilinmezliğini koruyor. Önümüzdeki haftalarda yapılacak diplomatik temaslar ve askeri gelişmeler, bölgenin kaderini belirleyecek gibi görünüyor.
Gelişmeler, Ankara ve Moskova arasındaki denge politikasının da yeniden şekillenmesine neden olabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak Ukrayna'ya destek vermekle birlikte, Rusya ile de ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor. Karadeniz'deki bu son inisiyatif, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebileceği gibi, bölgesel güç dengesini de etkileyebilir.