Türkiye, orman yangınlarıyla mücadelede kritik bir dönemde yangın söndürme uçağı filosunda yaşanan karışıklıkla gündemde. Rusya'dan kiralanan yangın söndürme uçağının Türkiye'ye ulaşmasının hemen ardından, mevcut dört uçağın Fransa ve İspanya'ya gönderilmesi, yangınla mücadele stratejisini tartışmaya açtı. Yetkililerin bu kararı, özellikle yaz aylarında artan orman yangını riski göz önüne alındığında, kamuoyunda büyük tepki çekti. Uzmanlar, uçakların sevkiyatının Türkiye'nin yangın söndürme kapasitesini ciddi şekilde zayıflattığını ve bu durumun telafisi güç sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.
Kiralık Uçak ve Sevkiyat Kararı
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Rusya'dan kiraladığı yangın söndürme uçağı, geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye iniş yaptı. Ancak bu gelişme sevindirici olmaktan çok, soru işaretleri yarattı. Çünkü aynı dönemde, Türkiye'nin envanterinde bulunan dört adet yangın söndürme uçağının Fransa ve İspanya'ya gönderildiği öğrenildi. Bu uçakların, Akdeniz ülkelerindeki yangınlara yardım etmek amacıyla gönderildiği açıklandı. Ancak bu yardımın, kendi yangın sezonunun henüz kapanmadığı bir dönemde yapılması, hükümetin önceliklerini sorgulattı.
Edinilen bilgilere göre, Rusya'dan kiralanan uçak, Antonov An-32 tipi bir uçak olup, 8 ton su taşıma kapasitesine sahip. Ancak gönderilen uçakların daha büyük ve daha gelişmiş modeller olduğu biliniyor. Bu durum, yangın söndürme kapasitesinin azalması anlamına geliyor. Özellikle Muğla, Antalya ve İzmir gibi orman yangınlarının sık yaşandığı bölgelerde, bu eksikliğin olumsuz etkileri olabileceği ifade ediliyor.
Muhalefet ve Kamuoyundan Tepkiler
Muhalefet partileri, bu kararı sert bir dille eleştirdi. CHP Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin yangınla mücadele kapasitesi artırılması gerekirken, bu uçakların gönderilmesi kabul edilemez. Bu karar, yangınlara karşı hazırlıksız yakalanmamıza neden olabilir" dedi. İYİ Parti ise, Bakanlığı göreve çağırarak, uçakların geri getirilmesini istedi. Sosyal medyada da #UçaklarNerede etiketiyle geniş yankı bulan tepkiler, hükümetin yangın politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor.
Uzmanlar ise, uçak sevkiyatının uluslararası yardımlaşma çerçevesinde yapılmış olabileceğini, ancak bu tür bir desteğin karşılıklı anlaşmalarla güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor. Orman Mühendisleri Odası Başkanı, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Türkiye, yangın sezonunu kapatmadan dış desteğe gitmemeli. Öncelik kendi ormanlarımızın korunması olmalı" dedi.
Geçmişten Bugüne Yangın Söndürme Uçakları
Türkiye, geçmişte de yangın söndürme uçağı kiralama yoluna gitmişti. Özellikle 2021 yılında yaşanan büyük orman yangınlarının ardından, uçak filosunun güçlendirilmesi için önemli adımlar atılması gündeme gelmişti. Ancak bugün hala bu uçakların sayısının yetersiz olduğu, yangınlarla mücadelede zaman zaman aksaklıklar yaşandığı biliniyor. Bu yıl itibarıyla Türkiye'nin toplam yangın söndürme uçağı sayısının 28'e çıkarılması hedeflenmişti. Ancak bu hedefe ulaşılamadığı gibi, mevcut uçakların bir kısmının gönderilmesi, bu hedefin daha da uzağında kalındığını gösteriyor.
Bu durum, Türkiye'nin yangınla mücadelede dışa bağımlılığını da artırıyor. Rusya'dan kiralanan uçak için yıllık ortalama 10 milyon dolar kira ödendiği belirtiliyor. Uzmanlar, uzun vadede kendi uçaklarımızı üretmek veya satın almak yerine kiralama yoluna gitmenin maliyet açısından da sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor.
Tüm bu gelişmeler, yangınla mücadele politika ve stratejilerinin yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin coğrafi konumu ve iklim koşulları, orman yangınlarına karşı her zaman hazırlıklı olmayı zorunlu kılıyor. Ancak alınan bu tür kararlar, hazırlığın ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Ormanların korunması, yalnızca yangın söndürme ekipmanlarıyla değil, aynı zamanda etkin bir risk yönetimi ve uluslararası iş birliğiyle mümkün. Bu kriz, hükümetin yangın politikalarını gözden geçirmesi ve şeffaf bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmeli.