Türkiye ekonomisinin üç yıllık yol haritasını belirleyecek olan Orta Vadeli Program (OVP), pazar günü kamuoyuyla paylaşılacak. Programla birlikte fiyat istikrarından büyümeye, istihdamdan finansal piyasalara kadar geniş bir yelpazede önümüzdeki döneme ilişkin hedefler tek tek açıklanacak. OVP, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda hazırlanıyor ve ülkenin makroekonomik politikalarının çerçevesini oluşturuyor.
Ekonomi yönetiminin son dönemde sıkça vurguladığı dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi beklenen OVP'de, orta vadede büyüme potansiyelinin artırılması ve cari açığın kalıcı olarak aşağı çekilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Piyasa aktörleri, programın özellikle mali disiplin, yapısal reformlar ve para politikasındaki koordinasyona ilişkin sinyallerini yakından takip edecek.
Dezenflasyon ve Büyüme Dengesi
Yeni OVP'nin en kritik hedeflerinden birinin enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek olacağı belirtiliyor. Bu kapsamda para politikasındaki sıkı duruşun maliye politikasıyla desteklenmesi ve harcama disiplininin sağlanması bekleniyor. Uzmanlar, büyüme-enflasyon dengesinin sağlanmasının programın ana eksenini oluşturacağını ifade ediyor. Özellikle yatırım, üretim ve ihracata dayalı bir büyüme kompozisyonunun öne çıkacağı, iç talebin kontrollü bir şekilde yönetileceği tahmin ediliyor.
Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmini olan yüzde 38 bandına işaret eden program, 2025 ve 2026 için kademeli düşüşü öngören bir patika sunacak. Bu hedeflerin tutturulabilmesi için kur şoklarına karşı dirençli bir yapı ve güçlü bir rezerv birikimi planlanıyor. Ayrıca, sürdürülebilir büyüme için enerji verimliliği ve katma değeri yüksek üretimin destekleneceği vurgulanıyor.
İstihdam ve Sosyal Politikalar
OVP'de işsizlikle mücadele ve istihdamın artırılmasına yönelik hedeflerin de yer alması bekleniyor. Genç nüfusun iş gücüne katılımını teşvik edecek programlar, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve kayıt dışı istihdamın azaltılması öncelikli alanlar arasında sayılıyor. Hükümet, işsizliği tek haneli seviyelere çekmeyi ve iş gücü piyasasında esnekliği artırmayı hedefliyor.
Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde gelir dağılımının iyileştirilmesi, sosyal yardımların etkinleştirilmesi ve yoksullukla mücadelede sürdürülebilir politikalar geliştirilmesi de programın alt başlıklarını oluşturuyor. Asgari ücret ve memur maaş zamlarının enflasyona ezdirilmemesi için hükümetin bütçe imkanları dahilinde destekleyici tedbirler alması bekleniyor.
Finansal İstikrar ve Yapısal Dönüşüm
Programın finansal piyasalar açısından taşıdığı önem büyük. BDDK ve SPK'nın düzenlemeleriyle birlikte bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısının korunması, kredi büyümesinin kontrollü bir patikada ilerlemesi ve özel sektörün borçlanma maliyetlerinin öngörülebilirliği hedefler arasında yer alıyor. Yabancı yatırımcı güvenini artırmak için şeffaf ve öngörülebilir bir ekonomi politikası çizgisinin sürdürülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Maliye politikasında ise bütçe açığının milli gelire oranının kademeli olarak azaltılması, Kamu Özel İşbirliği projelerinin yeniden gözden geçirilmesi ve vergi sistemindeki reform çalışmaları öne çıkacak. Deprem bölgesinin yeniden imarına yönelik harcamalar da bütçede ayrı bir kalem olarak planlanacak. Özellikle yeşil dönüşüm ve dijital ekonomi alanlarında yol haritası belirleyecek olan OVP, uzun vadeli kalkınma hedefleriyle de uyumlu olacak.
Ekonomistler, programın başarısının yapısal reformların hayata geçirilmesindeki iradeye bağlı olduğunu belirtiyor. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve eğitim sisteminin iyileştirilmesi gibi konuların makroekonomik istikrarla doğrudan ilişkili olduğu biliniyor. Bu reformların somut takvim ve eylem planlarıyla desteklenmesi, programın güvenilirliğini artıracaktır.
Orta Vadeli Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından düzenlenecek toplantıda açıklanacak. Piyasaların odağında büyüme tahminleri, enflasyon hedefleri ve döviz kuru beklentileri olacak. Programın yarın açıklanacak olması, yatırımcıların gelecek döneme ilişkin belirsizliklerini azaltacak ve ekonomi politikalarına olan güveni tazeleyecek bir fırsat sunuyor.