Tuzla'da son günlerde gündemi meşgul eden emsal transferi tartışmaları, eski Belediye Başkanı Dr. Şadi Yazıcı'nın açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. Hakkındaki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Yazıcı, kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının aksine, uygulama sayesinde belediye bütçesinden tek kuruş harcanmadan yaklaşık 380 bin metrekarelik bir alanın kazanıldığını ifade etti. Tartışmaların odağındaki emsal transferi, şehircilik uygulamalarında sıkça başvurulan ancak çoğu zaman siyasi polemiklere konu olan bir yöntem olarak dikkat çekiyor.
Emsal Transferi İddiaları ve Şadi Yazıcı'nın Açıklamaları
Emsal transferi, bir parselde kullanılmayan imar hakkının başka bir parsele aktarılması işlemi olarak tanımlanıyor. Tuzla'da özellikle sahil şeridi ve kentsel dönüşüm projelerinde gündeme gelen bu uygulama, bazı kesimler tarafından rant kapısı olarak nitelendirilirken, belediye yetkilileri ise bu yöntemin kamu yararına yönelik olduğunu savunuyor. Eski Başkan Yazıcı, yaptığı yazılı açıklamada, "Emsal transferi uygulamaları hiçbir zaman kişisel çıkarlar için yapılmadı. Aksine, bu uygulamalar sayesinde belediyemiz, kamuya açık alanlar, parklar ve sosyal donatılar için 380 bin metrekarelik bir araziyi hiçbir bedel ödemeden elde etti" dedi.
380 Bin Metrekarelik Kazanım ve Rakamsal Veriler
Yazıcı'nın verdiği bilgilere göre, emsal transferi uygulamaları sonucunda Tuzla Belediyesi, yaklaşık 380 bin metrekarelik bir alanı kamu kullanımına kazandırdı. Bu alanların büyük bir bölümü, imar planlarında yeşil alan, eğitim tesisi, sağlık ocağı ve ibadet yeri olarak ayrıldı. Söz konusu alanların güncel piyasa değerinin ise yüz milyonlarca lirayı bulduğu ifade ediliyor. "Belediyemiz, bu sayede hem bütçe disiplinini korumuş hem de şehrin ihtiyaç duyduğu sosyal donatı alanlarını halkımıza kazandırmıştır" diyen Yazıcı, uygulamanın yasadışı hiçbir yönü olmadığını da vurguladı.
Tartışmaların Perde Arkası ve Siyasi Boyut
Emsal transferi konusunun bu kadar hararetli tartışılmasının arka planında ise Tuzla'da 2024 yerel seçimlerinin yaklaşması yatıyor. Muhalefet partileri, Yazıcı döneminde yapılan uygulamaların şeffaf olmadığını ve bazı müteahhitlere haksız kazanç sağladığını öne sürüyor. Ancak Yazıcı, bu iddiaları reddederek, "Bizi suçlayanlar, şeffaflık ve hesap verebilirlik kavramlarını siyaset malzemesi olarak kullanıyor. Biz, görev süremiz boyunca tüm ihale ve imar işlemlerini mevzuata uygun olarak gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. Ayrıca, konuya ilişkin "Tüzla Belediyesi'nin tüm işlemleri Sayıştay denetiminden geçmiştir. Hakkımızda hiçbir yolsuzluk iddiası kesinleşmemiştir" ifadelerini kullandı.
Tuzla'da emsal transferi ile elde edilen alanların dağılımına bakıldığında, 120 bin metrekarelik kısmın yeşil alan olarak planlandığı, geri kalanının eğitim, sağlık ve kültürel tesisler için ayrıldığı belirtiliyor. Bu alanların bir kısmında inşaat çalışmaları devam ederken, bir kısmı da ihale aşamasında. Belediye yetkilileri, projelerin tamamlanmasıyla Tuzla'nın sosyal donatı eksikliğinin büyük ölçüde giderileceğini vurguluyor.
Öte yandan, emsal transferi uygulamasının Türkiye genelinde birçok belediye tarafından kullanıldığına dikkat çeken uzmanlar, bu yöntemin doğru uygulandığında şehir planlamasına önemli katkılar sağlayabileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar ayrıca, sürecin şeffaf bir şekilde yönetilmemesi durumunda suistimallere açık olduğunu ve kamu denetiminin önemini vurguluyor.
Yaşanan tartışmalar, Tuzla'da yaşayan vatandaşlar arasında da farklı görüşlere neden oluyor. Kimi yurttaşlar, emsal transferi sayesinde kente kazandırılan park ve sosyal tesisleri olumlu karşılarken, kimi vatandaşlar da uygulamanın çıkar sağladığına yönelik iddiaların araştırılmasını talep ediyor. Tuzla Belediyesi, önümüzdeki günlerde konuyla ilgili kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı yapacağını açıkladı.
Sonuç olarak, Tuzla'daki emsal transferi tartışması, hem hukuki hem de siyasi boyutlarıyla gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Eski Başkan Yazıcı'nın ortaya koyduğu rakamlar, uygulamanın kamu yararına yönelik olabileceğini gösterse de, şeffaflık konusundaki endişelerin giderilmesi için bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmesi büyük önem taşıyor. Yerel yönetimlerde sıkça karşılaşılan bu tür tartışmaların, şehircilik ilkeleri doğrultusunda ve toplumun geniş kesimlerinin onayını alacak şekilde sonuçlandırılması, hem şehirlerin geleceği hem de siyasi iklimin sağlıklı bir şekilde yürümesi açısından kritik bir rol oynuyor.