İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Aziz İhsan Aktaş suç örgütü, “casusluk” ve Beyoğlu Belediyesi soruşturmaları kapsamında tutuklanan şüpheliler, iddianamelerin hazırlanması ve ilk duruşmaların yapılması için aylarca beklemek zorunda kaldı. Bazı dosyalarda tutuklama ile ilk duruşma arasında altı ayı aşan süreler oluştu. Bu durum, yargılama sürecindeki gecikmeler nedeniyle adalet sistemine yönelik eleştirileri yeniden gündeme getirdi.
Öne çıkan dosyalar ve bekleme süreleri
İBB'ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimler, iddianamenin kabulü ve ilk duruşma tarihi belirlenene kadar ortalama 4-5 ay cezaevinde kaldı. Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında ise iddianame hazırlık süreci 6 ayı bulurken, tutuklular bu süre zarfında duruşma gününü bekledi. “Casusluk” dosyasında gözaltına alınan şüphelilerden bir kısmı, soruşturma aşamasında 7 aya yakın süre tutuklu kaldıktan sonra ilk kez hakim karşısına çıkabildi. Beyoğlu Belediyesi'ne ilişkin soruşturmada ise tutuklu sayısı 5 olurken, en uzun bekleme süresi 6 ay 10 gün olarak kaydedildi.
Yargılamadaki gecikmelerin nedenleri
Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, bu gecikmelerin başlıca nedenleri arasında dosyaların kapsamının geniş olması, bilirkişi raporlarının tamamlanmasının zaman alması ve mahkemelerin iş yoğunluğu gösteriliyor. Özellikle organize suç örgütü ve casusluk gibi karmaşık davalarda delil toplama sürecinin uzun sürmesi, iddianamelerin hazırlanmasını geciktiriyor. Ancak hukukçular, Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen “tutuklulukta makul süre” ilkesinin ihlal edildiğini savunuyor. Türkiye Barolar Birliği verilerine göre, benzer davalarda ortalama tutukluluk süresi 1 yılın üzerinde seyrediyor.
Adalet Bakanlığı'ndan açıklama
Konuya ilişkin olarak Adalet Bakanlığı yetkilileri, sürecin yasal çerçevede yürütüldüğünü ve her dosyanın kendine özgü koşulları olduğunu belirtti. Bakanlık, “Tüm soruşturmalar titizlikle yürütülmekte, iddianamelerin hazırlanmasında hukuki zorunluluklar dikkate alınmaktadır” açıklamasını yaptı. Ancak muhalefet partileri, yargıdaki gecikmelerin temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini öne sürerek konuyu Meclis gündemine taşımayı planlıyor.
Bağımsız değerlendirme
Adalet sistemi, özellikle yüksek profilli davalarda zaman zaman yavaş işlemekle eleştiriliyor. Tutukluluk sürelerinin uzaması, kişisel özgürlükler açısından risk oluştururken, yargıya olan güveni de aşındırıyor. Bu dosyalarda yaşanan bekleme süreleri, Türkiye'nin yargı reformu ihtiyacını bir kez daha gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönemde, bu tür gecikmelerin önlenmesi için somut adımlar atılması bekleniyor.