Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, emperyalizme karşı kazandığı Kurtuluş Savaşı'nın ardından 1923 yılında Ankara'yı Türkiye'nin başkenti ilan etti. O günden bu yana 101 yıl geçen Ankara, Cumhuriyet'in kalbi olma özelliğini koruyor. Başkent oluşunun yıl dönümünde kentin tarihi ve önemi bir kez daha hatırlanıyor.
Ankara Neden Başkent Oldu?
Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara, milli mücadelenin karargahı olarak hizmet verdi. Atatürk, İstanbul'un işgal altında olması ve Anadolu'da yeni bir devlet inşa etme iradesiyle Ankara'yı tercih etti. Coğrafi konumu, savunma avantajları ve Anadolu'nun merkezinde yer alması, kararın alınmasında etkili oldu. 13 Ekim 1923'te TBMM'de kabul edilen yasa ile Ankara resmen başkent oldu.
Başkentin Gelişimi
1923'ten itibaren Ankara, planlı bir şekilde büyümeye başladı. Alman şehir plancısı Hermann Jansen'in hazırladığı imar planı ile modern bir görünüm kazandı. TBMM binası, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, bakanlıklar ve yabancı elçilikler başta olmak üzere birçok önemli yapı inşa edildi. 1927'de nüfusu 75 binken, bugün 5.8 milyona ulaşan Ankara, Türkiye'nin en büyük ikinci kenti oldu.
Bugünkü Ankara
Başkent, siyasi ve idari fonksiyonlarının yanı sıra kültür, sanat ve eğitim alanında da önemli bir merkez. Anıtkabir, Atatürk'ün ebedi istirahatgahı olarak her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor. Ankara Kalesi, Gençlik Parkı, Etnografya Müzesi gibi tarihi ve turistik mekanlar kentin zenginliğini oluşturuyor. Ayrıca ODTÜ, Ankara Üniversitesi gibi köklü üniversiteler, şehre genç bir nüfus katıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Ankara'nın başkent oluşu, sadece bir idari karar değil, aynı zamanda milli egemenlik ve bağımsızlık sembolüdür. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte kazanılan bu statü, Türkiye'nin modernleşme sürecinde önemli bir dönüm noktasıdır. Yüz yılı aşkın süredir başkent olan Ankara, ülkenin siyasi ve kültürel merkezi olarak varlığını sürdürmektedir.