Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye'nin net uluslararası yatırım pozisyonu (NYP) 2026 yılı Ağustos ayı itibarıyla 364,5 milyar dolar açık verdi. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre açığın gerilediğini gösteriyor. NYP, bir ülkenin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülükleri arasındaki farkı ifade ediyor. Açığın azalması, Türkiye'nin dış finansal dayanıklılığı açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Açığın Azalmasının Nedenleri
Net uluslararası yatırım pozisyonundaki iyileşmenin arkasında iki temel faktör bulunuyor: yurt dışı varlıkların artması ve yurt dışına olan yükümlülüklerin azalması. Yurt dışı varlıklar, Merkez Bankası rezervleri, bankaların yurt dışı mevduatları ve doğrudan yatırımlar gibi kalemlerden oluşuyor. Son dönemde rezervlerdeki artış ve yurt dışındaki Türk yatırımlarının değer kazanması, varlık tarafını güçlendirdi. Yükümlülükler tarafında ise özel sektörün dış borçlarının azalması ve portföy yatırımlarındaki dalgalanmalar etkili oldu. Ayrıca, cari açığın kontrol altına alınması ve dış ticaret açığındaki daralma da NYP üzerinde olumlu yansıdı.
Ekonomistler, NYP açığının hala yüksek seviyelerde olmasına rağmen azalma eğiliminin sürmesinin, uluslararası yatırımcı güveni açısından önemli olduğunu belirtiyor. Ancak, açığın büyüklüğü, Türkiye'nin dış şoklara karşı kırılganlığını hala koruduğunu gösteriyor.
Tarihsel Bağlam ve Karşılaştırmalar
Türkiye'nin net uluslararası yatırım pozisyonu, uzun yıllardır açık veriyor. 2000'li yılların başından itibaren artan dış borçlanma ve doğrudan yatırımlar, NYP açığının genişlemesine yol açtı. 2018 yılında yaşanan kur krizi sonrasında açık önemli ölçüde arttı. Son yıllarda uygulanan sıkı para politikası ve makro ihtiyati tedbirler, dış borçlanma maliyetlerini yükselterek yükümlülük artışını yavaşlattı.
2025 yılı Ağustos ayında NYP açığı yaklaşık 400 milyar dolar seviyesindeydi. 2026 Ağustos'unda 364,5 milyar dolara gerilemesi, son bir yılda yaklaşık 35-40 milyar dolarlık bir iyileşmeye işaret ediyor. Bu iyileşmede, ihracatın artması, turizm gelirlerinin toparlanması ve enerji ithalat faturasının düşmesi etkili oldu. Ayrıca, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinden elde edilen gelirler ve doğrudan yatırım girişleri de olumlu katkı sağladı.
Uluslararası karşılaştırmalara bakıldığında, Türkiye'nin NYP açığının GSYH'ye oranı hala yüzde 40'ın üzerinde. Gelişmekte olan ülkeler ortalamasının üzerinde olan bu oran, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacının yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak, açığın azalma trendi, risk primlerinin düşmesine ve uluslararası kredi notu görünümünün iyileşmesine katkı yapabilir.
Önümüzdeki Dönem Beklentileri
Uzmanlar, NYP açığındaki gerilemenin önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyor. Ancak, küresel faiz oranlarındaki değişimler, jeopolitik riskler ve emtia fiyatları gibi dış faktörler, sürecin seyrini etkileyebilir. Türkiye'nin dış borç çevirme oranı ve rezerv yeterliliği, NYP açığının finansmanı açısından yakından takip ediliyor. Merkez Bankası'nın rezerv biriktirme politikası ve Hazine'nin dış borçlanma stratejisi, gelecek verilerde belirleyici olacak.
Sonuç olarak, NYP açığındaki azalma, Türkiye ekonomisinin dış kırılganlıklarının hafiflediğine dair bir işaret olsa da, açığın hala yüksek boyutu, yapısal reformların ve sürdürülebilir cari denge politikalarının önemini koruyor. Yatırımcılar, TCMB'nin açıklayacağı aylık verileri ve dış ticaret istatistiklerini yakından izlemeye devam edecek.