Türkiye, 1 Temmuz itibarıyla ülke genelinde hayata geçirdiği Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi ile çevre yönetiminde yeni bir dönemi başlattı. Sistem, sadece yerel ölçekte değil, uluslararası arenada da yankı uyandırdı. Saygın ekonomi dergisi Forbes'te yayımlanan bir analizde, Türkiye’nin depozito iade modeli ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler için örnek gösterildi.
Forbes analizinde, Türkiye’nin DOA sisteminin çevreye duyarlılık ve ekonomik verimliliği birleştiren yapısına dikkat çekildi. Sistem kapsamında, plastik şişe, cam şişe ve alüminyum kutu gibi tek kullanımlık ambalajlar, tüketicilere 25 kuruş depozito iadesi sağlayarak geri dönüşüme kazandırılıyor. Bu modelin, hem atık yönetimini kolaylaştırdığı hem de tüketicileri teşvik ederek geri dönüşüm oranlarını artırdığı vurgulandı.
Forbes’tan DOA Sistemi Analizi
Forbes’un yayımladığı analiz, Türkiye'nin depozito sisteminin, ABD'de uygulanan eyalet bazlı depozito yasalarından daha kapsamlı ve merkezi olduğunu belirtti. Sistemin ulusal çapta uygulanması, standartlaşma ve etkinlik açısından önemli avantajlar sağlıyor. ABD’de yalnızca 10 eyalette bulunan depozito yasaları, kapsam daralması ve uyum sorunları yaşarken, Türkiye’nin tüm ülkeyi kapsayan sistemi, atık yönetiminde bütüncül bir çözüm sunuyor.
Analizde, DOA sisteminin çevresel faydalarının yanı sıra ekonomiye katkılarına da değinildi. Atıkların geri dönüştürülmesiyle hammadde ithalatı azalırken, yeni iş kolları oluşuyor. Saha çalışmaları, sistemin ilk aşamalarında geri dönüşüm oranlarında belirgin artış kaydedildiğini gösteriyor. Türkiye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, sistem sayesinde yılda yaklaşık 1 milyar plastik şişenin geri dönüşeceği öngörülüyor.
Batı İçin Alternatif Model
Forbes, ABD ve Avrupa’da çevre yönetimi politikalarının parçalı yapısına eleştiri getirirken, Türkiye’nin merkezi DOA modelini alternatif bir çözüm olarak sunuyor. Özellikle atık yönetiminde yetersizlikler yaşayan eyaletler ve ülkeler için bu sistemin uyarlanabilecek bir referans olduğu ifade ediliyor. Analizde, dijital takip ve otomatik toplama makinelerinin entegrasyonuyla sistemin verimliliğinin artırıldığına dikkat çekiliyor.
DOA sistemi aynı zamanda tüketicilerin geri dönüşüm alışkanlıklarını da değiştiriyor. Geri dönüşüm istasyonlarına atıklarını getiren vatandaşlar, aldıkları depozito ücretini market alışverişlerinde kullanabiliyor. Bu teşvik mekanizması, sistemin toplum tarafından benimsenmesini hızlandırıyor. Uygulamaya geçilmesinin üzerinden geçen kısa sürede, birçok ilde atık toplama noktalarında yoğunluk yaşanıyor.
Uzmanlar, DOA sisteminin başarısının düzenli denetim ve genişleme stratejilerine bağlı olduğunu belirtiyor. Sistemin ikinci aşamasında, plastik poşet ve tetrapak gibi diğer ambalaj türlerinin de kapsama alınması planlanıyor. Bu genişleme, atık yönetiminde döngüsel ekonomi hedeflerine ulaşılmasına katkı sağlayacak.
Türkiye’nin DOA sistemi, uluslararası çevre politikalarına getirdiği yenilikçi yaklaşımla ön plana çıkıyor. Forbes’taki değerlendirme, bu modelin sadece bir atık yönetim sistemi olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği birleştiren bir araç olduğunu gösteriyor. Benzer modellerin diğer ülkeler tarafından da benimsenmesi, küresel atık krizine çözüm sunma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin bu alandaki öncü rolü, çevre politikalarında dijital dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir perspektif sunuyor. Geri dönüşüm alışkanlıklarının yaygınlaşması ve atık azaltımı konusunda atılan bu adım, diğer gelişmekte olan ülkelere de örnek teşkil edebilir.