Dışişleri Bakanlığı, Srebrenitsa Soykırımı'ndan suçlu bulunan ve 27 Ağustos'ta Hollanda'nın Lahey kentinde tutulduğu hapishanede hayatını kaybeden "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladiç için düzenlenen cenaze törenine tepki gösterdi. Bakanlık Sözcüsü Öncü Keçeli, yaptığı yazılı açıklamada, cenaze töreninin soykırım kurbanlarının anısına saygısızlık olduğunu ve Türkiye'nin bu tür girişimleri asla unutmayacağını belirtti.
Cenaze Töreni ve Uluslararası Tepkiler
Ratko Mladiç'in cenaze töreni, kendisinin ölümünün ardından Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da gerçekleştirildi. Törene, Mladiç'i destekleyen gruplar katıldı ve bazı konuşmalarda soykırım inkârı içeren ifadeler kullanıldı. Bu durum, başta Bosna-Hersek olmak üzere bölge ülkelerinde ve uluslararası kamuoyunda infial yarattı. Türkiye, cenaze törenine ilişkin açıklamasında, bu tür etkinliklerin soykırımı meşrulaştırma çabası olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Srebrenitsa soykırımının faillerinden Ratko Mladiç'in cenaze töreninin bir kahramanlık gösterisine dönüştürülmesi, soykırım kurbanlarının hatırasına yapılan en büyük saygısızlıktır. Türkiye, soykırımı unutturmaya ve faillerini yüceltmeye yönelik her türlü girişimin karşısındadır. Uluslararası toplumu, soykırım inkârıyla mücadelede ortak hareket etmeye davet ediyoruz."
Srebrenitsa Soykırımı ve Mladiç'in Suçları
Ratko Mladiç, 1995 yılında Srebrenitsa'da yaklaşık 8 bin Boşnak erkeğin ve gencin katledilmesinden sorumlu tutulmuş ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. Mladiç, 27 Ağustos 2025 tarihinde Lahey'deki hapishanede 83 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm nedeni henüz açıklanmadı.
Srebrenitsa Soykırımı, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da gerçekleşen en büyük toplu katliam olarak kabul ediliyor. Türkiye, soykırımın ardından bölgede barış ve istikrarın sağlanması için çeşitli girişimlerde bulunmuş, soykırım kurbanlarının anısını yaşatmak amacıyla birçok projeye destek vermişti. Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Türkiye'nin soykırımın unutulmaması ve faillerinin yüceltilmemesi konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Uluslararası Hukuk ve Sorumluluk Çağrısı
Türkiye, açıklamasında uluslararası topluma da çağrıda bulunarak, soykırım suçlarının inkârının önlenmesi ve faillerin yüceltilmesinin engellenmesi için etkili adımlar atılması gerektiğini belirtti. Dışişleri Bakanlığı, bu tür eylemlerin bölgesel barış ve uzlaşıyı tehlikeye attığını ve Avrupa'nın ortasında yeni bir nefret dalgasını tetikleyebileceğini ifade etti.
Bosna-Hersek yetkilileri de cenaze törenine ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Bosna-Hersek Dışişleri Bakanlığı, törenin soykırımı inkâr eden bir provokasyon olduğunu ve Sırbistan'ın bu tür etkinliklere izin vermesinin kabul edilemez olduğunu bildirdi. Sırbistan hükümeti ise cenaze törenine ilişkin resmi bir açıklama yapmadı; ancak törende yaşanan inkâr söylemlerinin ülke içinde de tartışma yarattığı belirtiliyor.
Türkiye'nin Tutumu ve Bölgesel Etkiler
Türkiye, Srebrenitsa Soykırımı'nı tanıyan ve soykırım kurbanlarını anan ülkeler arasında yer alıyor. Her yıl 11 Temmuz'da Srebrenitsa Soykırımı Anma Günü'nde çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Dışişleri Bakanlığı'nın son açıklaması, Türkiye'nin sadece geçmişte yaşanan acıları hatırlamakla kalmayıp, gelecekte benzer suçların işlenmemesi için de aktif bir diplomasi yürüttüğünü gösteriyor.
Uzmanlar, Mladiç'in cenaze töreninin Balkanlar'da etnik gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Sırbistan'da aşırı milliyetçi grupların güçlenmesi, bölgede istikrarı tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin tepkisi, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu; birçok ülke ve uluslararası kuruluş, soykırım inkârına karşı ortak bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
Sonuç olarak, Ratko Mladiç'in cenaze töreni, sadece bir suçlunun gömülmesi değil, aynı zamanda soykırımın unutturulmaya çalışılması olarak yorumlanıyor. Türkiye'nin kararlı duruşu, soykırım kurbanlarının anısına sahip çıkma ve uluslararası adaletin yanında yer alma iradesini yansıtıyor. Uluslararası toplumun, soykırım inkârıyla mücadelede daha etkin olması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.