Türkiye'de hayatın ve yaşamın giderek değişmeyen bir bedeli var artık. Yağmur yağarsa selden, birikimin varsa fondan, paran yoksa enflasyondan korkacaksın. Birinde evini su basıyor, diğerinde hesabındaki para buharlaşıyor. Birinde belediyenin altyapısına, diğerinde devletin denetimine güvenmek zorunda kalıyorsun. Vatandaşın ortak serzenişi ise aynı: 'Allah'a emanet yaşıyoruz.' Bu söz, gündelik hayatın her alanına sinmiş durumda.
Sel Felaketleri ve Altyapı Sorunu
Son yıllarda artan yağışlar, kentlerin altyapı yetersizliğini gözler önüne seriyor. Özellikle büyükşehirlerde sağanak yağışlar sonrası cadde ve sokaklar göle dönüyor, ev ve iş yerlerini su basıyor. Vatandaşlar, belediyelerin kanalizasyon ve drenaj sistemlerini yeterince güçlendirmediğini belirtiyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle bu tür olayların sıklaşacağını vurguluyor. Ancak alınan önlemler sınırlı kalıyor. Her yağmur sonrası aynı görüntüler tekrarlanıyor: Su altında kalan araçlar, tahliye edilen evler ve mağdur olan vatandaşlar.
Ekonomik Kırılganlık: Fondan Enflasyona
Ekonomik tablo da vatandaşı rahatlatmıyor. Birikimlerini değerlendirmek isteyenler, faiz ve enflasyon arasındaki makasta sıkışıp kalıyor. Banka mevduat faizleri enflasyonun altında kalınca, paranın reel değeri eriyor. Fon yatırımları ise dalgalı seyrediyor; kimi zaman getiri sağlasa da risk algısı yüksek. Özellikle dar gelirli vatandaş için tasarruf yapmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Gıda, barınma ve enerji gibi temel harcamalar bütçenin büyük kısmını oluşturuyor. Enflasyonun yüksek seyri, alım gücünü düşürürken, vatandaşın geleceğe dair güvenini de sarsıyor.
Devletin Rolü ve Güven Sorunu
Vatandaşın belediyeye ve devlete olan güveni, yaşanan sorunlarla birlikte azalıyor. Altyapı yatırımlarının yetersizliği, denetim eksikliği ve ekonomik istikrarsızlık, toplumda bir güven açığı oluşturuyor. 'Allah'a emanet yaşıyoruz' sözü, aslında bu güven açığının bir yansıması. İnsanlar, kendi çabalarıyla sorunları çözmeye çalışırken, sistemin kendilerini koruyamadığını düşünüyor. Özellikle doğal afetlerde ve ekonomik krizlerde bu duygu daha da belirginleşiyor.
Sonuç: Değişmeyen Bedel
Türkiye'de hayatın bedeli, sel, yangın, deprem gibi doğal afetlerle ve ekonomik dalgalanmalarla her geçen gün artıyor. Vatandaş, bir yandan doğa olaylarına karşı savunmasız kalırken, diğer yandan geçim derdiyle boğuşuyor. Çözüm ise kapsamlı bir altyapı reformu, etkin denetim ve ekonomik istikrardan geçiyor. Ancak mevcut tabloda, 'Allah'a emanet yaşıyoruz' sözü daha uzun süre dillerde kalacak gibi görünüyor.